31 Aralık 2014 Çarşamba

Güle Güle 2014



Acısıyla tatlısıyla bir yılı daha geride bıraktık. Kimimiz için zor, kimimiz için güzel bir yıldı. Benim için çok rahat bir yıl olduğunu söyleyemeyeceğim. Ancak beterin beteri vardır deyip, 2014'ü  tüm iyimserliğimle göndermek istiyorum. 

Aslında haksızlık da etmemek gerek. Güzel yanları da oldu tabii. Örneğin kilo verme konusunda az da olsa yol katettim. Kararlıyım, 2015'te bu konuda daha çok yol alacağım. En güzeli de sağlığım yerinde, sevdiklerim yanımda. En son da bir süredir düşünüp; cesaret edemediğim blog açma düşüncemi hayata geçirdim. Burada sizlerle birlikte olmak beni çok mutlu etti :))




Sözü fazla uzatmak istemiyorum. Hepimize mutlu, sağlıklı, başarılı bir yıl diliyorum. Umarım yeni yıl herkese istediği şeyleri getirir. Sevgiyle kalın. Görüşmek üzere...

29 Aralık 2014 Pazartesi

Şifa Çorbası



Merhabalar!  Önümüzdeki hafta havalar soğuyacakmış. Hatta kar bile yağabilir diyorlar. Ayrıca çevremdeki herkes (ben dahil) griple boğuşuyor. Ben de bu çorbayı tarif edeyim dedim. Aslında bildiğimiz sebze çorbası. Ama ben şifa çorbası demeyi tercih ediyorum. Çünkü içinde yok yok...




MALZEMELER :

1 yemek kaşığı zeytinyağı 
1 adet kereviz ve kerevizin sapıyla, yaprakları
1 adet patates
1 adet havuç
300 gr. brokoli
1 adet ince pırasa
1/4 demet maydanoz
1 yemek kaşığı domates salçası
1 yemek kaşığı bulgur
2 diş sarımsak
1 tatlı kaşığı tuz
1 çay kaşığı kimyon
1 çay kaşığı zencefil
1 çay kaşığı karabiber
1 adet haşlanmış, didiklenmiş tavuk göğsü (isteğe bağlı)
10 su bardağı su ( tavuk ya da et suyu da olabilir )

YAPILIŞI :

Sebzeler küçük küçük doğranır. Salça, yağla birlikte kavrulur. Eğer yazın domates konservesi yaptıysanız daha iyi olur. Bütün malzemeler tencereye koyulur ( ben düdüklü tencere kullanıyorum). Sebzeler yumuşayana kadar pişirilir. Daha sonra bol limon sıkılarak servis yapılır. Ben bazen tavuk da koyuyorum. O zaman tam diyet yemeği oluyor. Yanında salata, ve bir kase yoğurtla birlikte tükettiğinizde gayet hafif ama besleyici bir öğün oluyor.




Sizler, içine istediğiniz sebzeleri ekleyebilirsiniz. Ya da blenderden geçirebilirsiniz. Evdekiler böyle taneli tüketmeyi seviyorlar. Kış günlerinde oldukça sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Denemek isteyenlere kolay gelsin...

28 Aralık 2014 Pazar

Kar Tanelerinin Bir Bildiği Var - Debbie Macomber



Yine Debbie Macomber, yine romantizm...Bir yılbaşı kitabı olduğu için çıkar çıkmaz alıp, buradan sizlerle paylaşmak istedim. Debbie Macomber'in kitaplarını okuyanlar bilir. İnsana umut aşılar. Yüzünüzde bir gülümsemeyle okursunuz bu kitapları.




Kar Tanelerinin Bir Bildiği Var da böyle bir kitap. Roman Blossom Sokağı'nda geçiyor. Meşhur Fransız Kafesi, Bir Yumak Mutluluk gibi tanıdık dükkanlardan sıkça söz ediliyor. Katherine O'Connor (kısaca K.O.), hayatını tıbbi metinler ve yeni yıl mektupları yazarak geçiriyor. Yılbaşını çok önemsiyor. Kız kardeşinin, yazdıklarını fazlasıyla benimseyerek; çocuklarının canavara dönüşmesine neden olan Wynn Jeffries'den ölesiye nefret ediyor. Wynn Jeffries bir çocuk psikoloğu. Çocukların özgür bırakılarak yetiştirilmesinden yana. Özellikle de onların akıllarının Noel Baba gibi hayali şeylerle karıştırılmaması gerektiğini düşünüyor. Bu düşünce bizim K.O.'yu çileden çıkartıyor ve Wynn'i ilk gördüğü yerde rezil etmesine neden oluyor. Hızını alamayan K.O. Wynn'i takip edip de O'nunla aynı apartmanda oturduğunu fark edince çok şaşırıyor. Buradan sonrasını anlatmayayım ki okumak isteyenler bana kızmasın:)) 


ARKA KAPAK

Otuzlu yaşlardaysan Noel Baba yoktur
Beş yaşındaysan vardır
Ama umut her yaşta seninledir

Katherine O'Connor vaktinin çoğunu Blossom Sokağı'ndaki 
French Cafe'de başkaları için Yeni Yıl mektupları yazarak geçiren,
bir taraftan da tam zamanlı iş arayan genç bir kadındır.
Zamanla, mektup yazma işi onun için yeni bir kariyere
dönüşmeye başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu Wynn Jeffries de tıpkı Katherine gibi, aynı kafede
vakit geçirmekten keyif almaktadır.Genç kadın onunla
tanışmamıştır bile ama kitabında Yeni Yıl geleneklerinin çocukları
kandıran saçmalıklardan ibaret olduğunu savunduğu için Wynn'den
hoşlanmamaktadır. İkisinin yolları, devamlı gittikleri bu mekanda 
kesişir. İlk başlarda, anlaşamadıkları konusunda anlaşırlar. Ancak
onları yakınlaştıran asıl sebep birbirine zıt iki insan oluşlarıdır.
Henüz fark edememiş olsalar da bunu anladıklarında aşk çoktan
kapılarını çalmış olacaktır. Tabii eğer âşık olmaktan korkmayıp
o kapıyı açmaya cesaret edebilirlerse...

Bence tam da soğuk kış gecelerinde koltuğunuza gömülüp, çay ya da kahve eşliğinde okunabilecek sımsıcak bir yılbaşı öyküsü. Keyifli okumalar diliyorum...



27 Aralık 2014 Cumartesi

En Sevdiğim Yılbaşı Filmleri



Yılbaşı yaklaşırken en sevdiğim şeylerden birisi de, yılbaşıyla ilgili romantik ya da romantik komedi filmleri izlemek. Ben çok sevdiğim birkaç filmden söz etmek istiyorum. Eğer benim hatırlayamadığım, sizin bildiğiniz güzel filmler varsa önerilerinizi bekliyorum :))

İlk film, Mesajınız Var. Yıllardır İzlemekten bıkmadığım ve her seferinde aynı tadı aldığım bir film. Bilgisayarın yeni yeni kullanıldığı, Facebook'un, Twitter'ın olmadığı zamanların filmi... Küçük bir mahalle kitapçısı, bölgede yeni açılacak büyük bir kitapçı zincirine ait dükkanla baş etmeye çalışırken; bir yandan da bilgisayardaki chat odalarından birisinde tanıştığı adamla yazışmaya başlar. Tabii bu adamın aslında kim olduğunu ve hayatın ona ne gibi sürprizler hazırladığını bilmemektedir. Eğer izlemediyseniz ya da daha önce izleyip de yeniden izlemek isterseniz hatırlatmak istedim.




Diğer bir film de Tatil. Bu film de her izlediğimde beni gülümsetip, iyi hissetmemi sağlar. Biri Amerika'da, diğeri İngiltere'de yaşayan iki kadının hikayesi... Her iki kadın da işlerinde başarılıdır. Fakat aşk hayatlarında umduklarını bulamamışlardır. Yılbaşı tatilinde ikisi de dertlerinden biraz olsun uzaklaşmak isterler. Bunun için tesadüfen internetteki bir ev değiş tokuş sitesinden birbirlerini bulurlar. Her şey bu iki kadının tatil süresince birbirlerinin evinde kalmaya karar vermesiyle başlar. İçinde aşk, insanlık, sevgi, fedakarlık barındıran sıcacık bir yılbaşı öyküsü. İzlemenizi öneririm.




En sevdiğim yılbaşı filmlerinden diğeri ise Sen Uyurken. Filmin bayan kahramanı şehir içi tren gişesinde çalışmaktadır. Her gün önünden geçen yakışıklı bir adama platonik olarak deli gibi aşıktır. Bekar olduğu için her noelde olduğu gibi, o gün de nöbetçidir. Tam o sırada aşık olduğu adamın saldırıya uğrayarak, tren raylarına düştüğünü görür. Hiç düşünmeden, tanımadığı bu adam için raylara atlayarak onun hayatını kurtarır. Fakat adamcağız düşerken başına aldığı darbe nedeniyle hafızasını yitirmiştir. Kahramanımız hastanede platonik aşkının durumunu öğrenmeye çalışırken, bir yanlış anlama sonucu aile tarafından oğullarının nişanlısı sanılır. Artık yalnızlıktan bıkmış olan kahramanımız bir süre bu oyuna devam etmeye karar verir. Taa ki işler kontrolden çıkıp, herşey karışana kadar... İnsanı gülümseten güzel bir yılbaşı filmi. Bir kez daha izlenebilir diye hatırlatmak istedim.




Ve başka bir film de Yılbaşı. Filmin kadın başrol oyuncusu eşinden boşanmıştır. Tüm ilgisini Alzheimer olduğu için hastanede yatan annesine yönlendirmiştir. Yalnız olduğunun farkında bile değildir. Polis memuru olan erkek karakterin ileri derecedeki kıskançlıkları yüzünden, nişanlısı onu terk eder. Diğer erkek karakterimizin en güzel anısı ise hastanede geçirdiği bir yılbaşı gecesidir. O geceyi yine hastanede geçirmek için olmadık şeyler dener. Ayrıca garip, yaşlı bir adam da kıskanç nişanlıya musallat olur. Yılbaşı gecesi bu insanların bir şekilde yolları kesişir. Farkında olmadan birbirlerinin yaralarına merhem olurlar. Güzel bir yılbaşı filmi. Bu tür filmleri sevenlere öneririm.




Tabii çocuklarınızla birlikte film izlemek isterseniz. Evde Tek Başına serisi başı çeker.



Ayrıca Beethoven'in Yeni Yıl Macerası da eğlenceli olabilir.


Yine Yeni Yıl Köpekleri 1 ve Yeni Yıl Köpekleri 2 de çocuklarınızla birlikte izleyebileceğiniz güzel filmler.




Bu hafta sonunu evinde film izleyerek geçirmek isteyenler için hafızlarımızı tazelemek istedim. Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle... 

26 Aralık 2014 Cuma

Açıklamalı Kardan Adamlı Çocuk Beresi



Bugün size kızıma ördüğüm kardan adamlı bereyi anlatmak istedim. Çocuklar bu bereyi çok beğeniyor. Kızımın başında görenler de tarifini istiyor. Bereyi önceki yıl Derya Baykal'ın programında göstermişlerdi. Hatta bere üzerindeki kardan adamları yeleklerin, hırkaların üzerinde de kullanan çok oldu. Orijinal tarifi bu siteden görebilirsiniz. Ben sayıları kızıma göre ayarladım. Kızımın saçları uzun ve tepeden atkuyruğu yapıyorum. Bu nedenle bereleri olması gerekenden biraz daha uzun örüyorum. 

İlk ördüğüm bere buydu. Kızıma biraz küçük gelince yeğenime verdim.


Sonra bu bereyi ördüm. Küçük bir iki değişiklik yaptım.



Bunu beğenen eşimin yeğenine de erkek versiyonunu ördüm:) Onun yaşı daha büyük olduğu için ponpon istemedi.



Vereceğim tarif  9 yaş için. İki kat yapılmış bebe yünü ve 5 numaralı şiş kullandım. 105 ilmek atarak dört diş haraşo ördüm. Sonra 9 sıra boyunca  8 ilmek düz, 2 ilmek ters örerek sıra sonuna geldim. Arka sıralarda ilmekleri geldiği gibi ördüm. 10.sırada saç örgüsünün burgusunu yaparak 9 sıra daha ördüm. Sonra 20 cm pirinç örüp, ilmekleri tek seferde kestim. Her saç örgüsünün tepesinden farklı renk iplikle 9 ilmek çıkarttım. Bir sıra ters ördüm. Böylece ön yüze geldim. Üç ilmek kalana kadar ön yüzlerde şapkaların iki kenarını eksilttim. En son üç ilmeği birlikte alarak kardan adamın şapkasını bitirdim ve bereye diktim. Her kardan adam için bu işlemi yaptım. Eğer şapkayı ilmek çıkartarak örmek zor gelirse, bu üçgen parçalar ayrı olarak örülüp dikilebilir. Kardan adamların atkıları için zincir çekip, saç örgülerinin burgu yerlerine geçirdim. Kardan adamlara göz ve ağız işledim. Her kardan adam şapkası için küçük birer ponpon yapıp diktim. En sonunda 100 tane zincir çekip diktiğim berenin tepesini büzdüm. Bu zincirlerin ucuna da iki tane ponpon yaptım. 

Böylece beremiz tamamlandı. Örmek isteyenlere kolay gelsin.




25 Aralık 2014 Perşembe

Elmalı Pekmezli Kek ( Sayarak Zayıfla Mutfakta Tarifleri )



Merhabalar! Benim gibi zorunlu olarak sağlıklı beslenmeye çalışıp( ben diyet demek istemiyorum), abur cuburdan vazgeçemeyenlerden misiniz? O zaman yazımı okuyun. 

Kilo verme konusunda uzuuuun bir yolum var. Daha önce de yazdığım gibi, bu yolda Dr.Ayça Kaya'nın kitaplarından yararlanmaya çalışıyorum. Kızımın beslenmesi için sık sık hamurişi yapmak zorunda kalıyorum. Tabii evde bulundurunca yememek zor oluyor. Bugün Sayarak Zayıfla Mutfakta kitabından bir tarif denedim. Elmalı pekmezli kek yaptım.




Keki tarife göre hazırladım. Tam fırına atacaktım ki, elektrik kesildi. Yarım saat sonra elektrikler geldiğinde fırına verdim. Ama sanırım bu gecikmeden dolayı, kekim biraz hamur oldu.




Pişerken evi muhteşem bir koku sardı. Yerken yadırgadığım tek şey, tadının biraz az olmasıydı. Ama sağlıklı ve diyet bozmayan bir ara öğün olarak gayet güzel. Üstelik mahrumiyet duygusuna kapılmanızı da önlüyor. Sonuçta kek yiyorsunuz değil mi?

Kekin tarifine gelince...

MALZEMELER :

3 adet yumurta
Yarım su bardağı pekmez
5-6 adet haşlanmış kuru kayısı (ben gün kurusu kayısı kullandım )
2 adet kırmızı elma rendesi
1 bardak yağsız süt
1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı tarçın
5-6 adet ceviz
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
Boza kıvamına gelmesine yetecek kadar tam buğday unu

YAPILIŞI :

Önce yumurtaları çırpın. İçine pekmezi ve sütü de ekleyerek çırpmaya devam edin. Sonra kuru kayısıları, elma rendesini, dövülmüş cevizi, tarçını ve yağı ekleyin. Tekrar karıştırın. Tam buğday ununu ve kabartma tozuyla vanilyayı ekleyin. Kalıbın dibini hafifçe yağlayıp, unlayın. Kekinizi kalıba döküp, fırına verin. Benim fırınım sadece turbo özellikli. Ben 150 derecede yarım saat pişirdim. Siz kendi fırınınıza göre pişme süresini ayarlarsınız.



Sonuçta bildiğimiz keklerden farklı bir tarif. Eğer önyargılı davranmazsanız sevebilirsiniz. Dediğim gibi ben tadını biraz az buldum. Ama kilo verme yolunda kek yerken bir bedeli de olacak tabii. O günkü ekmek hakkınızdan 2 dilim keserek, bu kekten 1 dilim yiyebiliyorsunuz. Denemek isteyenlere afiyet olsun...



24 Aralık 2014 Çarşamba

Kıyıya Vuran Hayatlar - Sally Goldenbaum



Bu kitaptan, yaz aylarını özleyenler için söz etmek istedim. Kitabın yazarı Sally Goldenbaum. Roman, yaz aylarında kalabalıklaşan bir sahil kasabasında geçiyor. Şu ana kadar üç kitabı Türkçe'ye çevrilen bir seri. Elimdeki serinin ilk kitabı.

Izzy Chambers, kasabadaki yün dükkanının sahibi. Her perşembe akşamı Izzy, teyzesi Nell, 80 yaşlarındaki Birdie ve kasabanın ıstakoz avcısı Cass bu yün dükkanında toplanıp; örgü örüyorlar. Tabii bu arada bol bol kasaba dedikodusu da yapıyorlar :) Çünkü oldukça meraklılar ve başlarını derde sokacak olsalar bile, peşine düştükleri şeyi yarıda bırakmayı sevmiyorlar.



Kitap yine örgücülerin çevresinde geçmesine rağmen, hafif bir polisiye havası da var. Zaman zaman insana acaba ne olacak dedirtmeyi başarıyor. Hafif bir şeyler okumak, biraz eğlenmek ve meraklanmak istiyorsanız bu kitap tam size göre...



ARKA KAPAK

HUZUR YERİNİ KORKUYA BIRAKIRSA...

Her yaz adeta bir şenliğe dönüşen huzurlu bir kasaba

Tüm yaşanmışlıkları geride bırakıp, yeni bir hayata başlamak için
bu kasabaya yerleşen yalnız bir kadın

Kasabadaki örgü atölyesinde bir araya gelen insanların
peşine düştüğü akıl almaz bir cinayet

Ve hiç kimsenin tahmin edemeyeceği sarsıcı bir sonla biten
şaşırtıcı bir roman...


'' Sally Goldenbaum, dostluk bağlarını harikulade bir dille işlediği
bu romanda duygusallığın yanı sıra gerilim ve gizem dolu 
muhteşem bir kurgu yaratmayı başarmış. Bu yazar yeni bağımlılığınız olacak!''
Publishers Weekly



Evet arka kapakta da yazdığı gibi, ben serinin diğer kitaplarını da okumaya karar verdim. Sizlere de keyifli okumalar diliyorum...

23 Aralık 2014 Salı

Hasta Çocuklarımızı Nasıl Yatakta Tutabiliriz?



Pazar gecesinden beri kızımın ateşi bir yükseliyor, bir düşüyor. Tabii ki bademcikleri şişmiş. Bu nedenle kızımı bugün okula göndermedim. Ama ilaçların etkisiyle ateşleri düştüğünde, onları yatakta tutmak pek mümkün olmuyor. Yat kızım, bak dinlenmezsen iyileşemezsin demekten dilimde tüy bitiyor.

Kitap okuyorum, televizyonu açıyorum ama nafile...Ben de hadi film izleyelim dedim. Bitkin düşmüş olacak ki tamam dedi. Ama yılbaşılı bir film istiyormuş. Evdeki filmleri elden geçirdim ve ta taaaammm. Evet Yeni Yıl Köpekleri 1 ve 2 tam istediğim filmlerdi.


Çocuklarınızla birlikte izleyebileceğiniz, sevimli köpekçiklerin olduğu, eğlenceli ve maceralı filmler. Ayrıca çocuklarımızın izlemesini istemediğimiz şiddet içeren şeyler de yok. Yardımlaşmanın ve iyilik yapmanın önemini anlatıyorlar. Eğer siz de çocuklarınızı yatakta tutmak istiyorsanız, onların ilgisini çekebilecek filmler izlettirebilirsiniz. 

Bu arada bol bol mandalina, portakal yedirdim. Bunlar kolaydı. Çünkü zaten kızım bu meyveleri sever. İş elma yedirmeye gelince, bu biraz zor oluyor. Biz de birlikte elmadan çiçek yaptık. Anne fotoğrafını çek de bloğa koy dedi. Ben de dediğini yaptım :)



İşte elmadan çiçeğimiz. Kızım ve ben hepinize sağlıklı güzel günler diliyoruz...

22 Aralık 2014 Pazartesi

Açıklamalı Kırmızı Bere



Merhabalar! Bugün Ankara oldukça soğuk. Yavaş yavaş ince berelerden kalın berelere geçmek gerek. 




Aslında bu bereyi öreli birkaç yıl oldu. Hatta bere şu anda bende bile değil :) Ördüğüm şeyleri facebookta da paylaşıyorum. İki gündür oradaki arkadaşlarımdan bu bereyi soranlar olunca; burada da paylaşayım dedim.

Model daha önce anlattığım simli bereyle aynı. Bu, orta kalınlıkta bir ipti. 5 numaralı şişle örmüştüm. Sanırım altı ilmek atmışım. Ama on ilmek atılsa daha iyi olur gibi. Yine baş çevrenize göre haraşodan bir şerit örün. Eğer şeridi örerken, ipinizle aynı renkte makara lastiği de kullanırsanız bereniz çabuk esnemez. Sonra her sıraya iki ilmek gelecek şekilde, uzun kenara ilmek atın. Yani elinizdeki şerit kaç sıraysa, ilmek sayısı onun iki katı olsun. Böylece bereniz dökümlü durur. Bereyi bir karış uzunluğunda örünce, ilmekleri ipe geçirip büzün. Arkasını dikin. 

Bu model bereler için istediğiniz örneği kullanabilirsiniz. Ama bu örnek, mısır tanesi ya da mısır dişi diye geçiyor. Ön sıraları bir düz bir ters örüyorsunuz. Arka sıraları ise hep ters örüyorsunuz. Basit bir örnek aslında. Bu arada bence örneği en güzel kırmızı ip gösteriyor. Örmek isteyenlere kolay gelsin...

20 Aralık 2014 Cumartesi

Açıklamalı Simli Pullu Bere



Bu bereyi geçen ay kendime ördüm. Ne yapayım böyle cicili bicili şeyleri seviyorum. Daha çok baharlık bir bere olarak düşündüm. Ama çok soğuk olmadıkça giyilebiliyor. 


Mankenim beyaz olduğu için örnek pek belli olmuyor. Ama model sarhoş yolu şaşırdı diye biliniyor. Modelin yakından görünüşü böyle...



Modeli tarif etmeye çalışacağım. Ancak videolu anlatımını görmek isteyenler bu sitede bulabilirler.

Ben Alize Şal Abiye İp ve 4 numara şiş kullandım. Önce 20 ilmekle, başımın çevresi kadar haraşo ördüm. Böylece uzun bir şerit elde ettim. Daha sonra şeridin uzun tarafından ilmek almaya başladım. Bunu yaparken eğer bereniz böyle dökümlü olsun isterseniz, her sıradan 2 ilmek çıkartın. Yani şeridinizin uzunluğu 50 sıraysa, siz 100 ilmek atın. Ayrıca 2 kenar ilmeği ayırmayı unutmayın. Örneği düzgün kurabilmek için ilmeklerinizin 2 ve 2'nin katları şeklinde olması gerekli.  Bu örneği örerken ipimiz hep bizden tarafta olmalı. Kenar ilmeğini örün, sonra iki ilmeği birlikte tersten örün. Daha sonra şişinize ip dolayın. Sıra boyunca bu şekilde iki ilmeği birlikte örüp; şişe ip dolayın. En sonda kalan tek ilmeği örneğe dahil etmeyin. Aksi taktirde şapkanız gittikçe genişler. Arka sırada da aynı şekilde kenar ilmeğini alın. Sonra bir önceki sırada arttırdığınız ilmekle, yanındaki ilmeği birlikte örün. Daha sonra şişinize ip dolayarak sırayı bitirin. Yaklaşık bir karış kadar bu şekilde ördükten sonra, aralardaki arttırmaları yapmadan ilmekleri ikişer ikişer örün. Böylece her sırada ilmekler azalmaya başlıyor. En sonunda 20 ilmek kadar kalınca ilmekleri ipe geçirip büzün. Arkasını diktiğinizde bereniz hazır demektir. Dileyen tepesine ponpon da yapabilir. 

Ben  bu bereyi çok severek kullanıyorum. En çok da yolda yürürken insanların beni çevirip, modelini sorması hoşuma gidiyor. Bu nedenle buradan da paylaşmak istedim. Belki beğenip, örmek isteyenler olabilir. Örecek olanlara şimdiden kolay gelsin...  

19 Aralık 2014 Cuma

Sevginin Son Dileği - Debbie Macomber






Sevginin Son Dileği, Küçük Mucizeler Dükkanı serisinin yedinci kitabı. Çıkalı bayağı oluyor. Ben bir Debbie Macomber hayranı olarak;  bu kitabını da çıkar çıkmaz almıştım. Ancak serinin kitaplarını üst üste okuyunca biraz ara vermek istedim. Gerçi roman Bir Yumak Mutluluk yün dükkanı etrafında geçmiyor. Ama yazar eski tanıdıkların bazılarından da söz etmeden geçmemiş. Kitabı şimdiye kadar belki çoğunuz okumuştur. Ancak okumayanlar olabilir diye biraz bahsetmek istedim.

Roman, çocuk doktoru olan Michael Everett'in sevgili eşi Hannah'ın ölümünün birinci yıl dönümüyle başlıyor. Hannah'ın ölümünden tam bir yıl sonra Michael, eşinden bir mektup alıyor. Bu mektupla birlikte, Michael'in hayatı değişiyor. Çünkü eşi hayatına devam etmesini istiyor. Bu da yetmiyormuş gibi mektubunda arkadaşı olan üç bayandan söz ediyor. Michael'in bu bayanlarla görüşüp; içlerinden birisini seçerek, yeniden evlenmesini istiyor. Michael bu duruma çok şaşırıyor. Ama eşinin son isteğini yerine getirmeye karar veriyor. Bu arada listedeki kadınlarla tanışıyoruz. Onların yaşamlarındaki sorunları ve güzellikleri okuyoruz. 

Debbie Macomber'ın kitaplarını, insanın iyi hissetmesini sağladığı için seviyorum. Ancak bu kitabı okumaya başladığımda oldukça hüzünlendim. Michael'in ve Hannah'ın duyguları çok iyi aktarılmıştı. Kendimi Hannah'ın yerine koydum ( ki bu kitabı okuyan her kadın aynı şeyi yapmıştır). Ben böyle bir mektup yazamazdım sanırım. Yer yer duygulandım, yer yer mutlu oldum. Yine de her şeye rağmen hayatın devam ettiğini hatırlatan güzel bir kitap.



ARKA KAPAK

Sevgilim, 
Bu mektubun seni çok şaşırtacağını biliyorum...

Michael, genç yaşta kanserden kaybettiği eşinin bıraktığı ve
ölümünden bir yıl sonra okumasını istediği mektupla neye
uğradığını şaşırır. Hayatını yalnızca sevdiği kadına adayan
Michael, eşinin şok etkisi yaratan istekleri karşısında yaşamına
nasıl devam edeceğini bilemez. Onun sağduyusundan bir an olsun
şüphe duymayan Michael, kendisine yeni bir hayatın kapılarını
açacak maceraya ister istemez dahil olur.

Okurlarını her zaman aşka, umuda ve yeni başlangıçlara 
sürükleyen Debbie Macomber, Sevginin Son Dileği'nde 
kaybedilenlerin ardından hayata tutunmaya çalışan insanlara 
mutluluğun işaretini sunuyor. 

Hepinize keyifli okumalar diliyorum...

18 Aralık 2014 Perşembe

Yılbaşı Öncesi Gezmelere Devam



Merhabalar! Bir örgükolik  olarak yüncülerden uzak duramıyorum. Ne zaman canım sıkılsa kendimi yüncüye atıyorum. Evin her yeri yün dolu. Ama yine de kendime engel olamıyorum. 

Yazımın bu bölümü daha çok Ankaralıları ve Ankara'ya gelip gidenleri ilgilendiriyor. Ben yüncülerin bir arada bulunduğu Kızılay'ı tercih ediyorum. Büyük tuhafiyelerin çoğunluğu İzmir Caddesi civarında. Önce Şık Düğme'de dolaştım. Burası tüm hobi severler için tam bir cennet. Ne arasanız bulabiliyorsunuz. Hatta pastacılık malzemeleri bile satılıyor. Oradan Erdoğan Yün Düğme'ye geçtim. Burası da Şık Düğmeyi aratmıyor doğrusu. Sonra Kocabeyoğlu Pasajı'ndaki Beyaz Yüne uğradım. Burada da insanı çok güzel karşılıyorlar. Sıcak bir ortam var. İnsanlar oturup, beğendikleri modelin yapılışını öğrenebiliyorlar. Bir de Bulvar Pasajının altında bir yüncü var. Ama orası çok ama çok kalabalık olduğu için genellikle son tercihim oluyor. Sanırım bu yüzden adını hatırlayamadım. Sadece gezeceğim, hiçbir şey almayacağım dediğim yüncü turumdan aldıklarım aşağıda...




Pembe iplerle kızıma yelek öreceğim. Hardal sarısına ise takmış durumdayım. Şu, yanlardan sarkan saçaklı uzun yeleklerden örmek istiyorum. Bakalım ne zaman sıra bana gelecek :))

Bu arada Moda Düğmenin yanında bir hediyelik eşya dükkanı keşfettim. Hani bir milyoncu diye tabir ettiklerimizden. Gezerken çok eğlendim. 

Kızımın istediği minyatür bir market arabası vardı. Onu orada buldum. Laf aramızda Barbie'nin kürkünü de ben ördüm.




Bu kalıpları bir arkadaşımda görmüş ve çok beğenmiştim. O dükkanda görünce kendime de hemen aldım.





Eminim sizin yaşadığınız şehirlerde de benzer şeyler vardır. Bunlar da yılbaşı hediyesi olarak düşünülebilir dedim ve yazdım. Şahsen biri bana yün hediye etse çok sevinirdim:)))

Eh yılbaşı yılbaşı dedikçe, artık ağacımızı süsleyelim dedik. İşte kızım ve eşimin birlikte süsledikleri yılbaşı ağacımız. Böyle şeyler hoş bir eğlence oluyor ve çocukları mutlu ediyor. Tekrar görüşmek üzere...






17 Aralık 2014 Çarşamba

Balkabağı Çorbası Yapalım mı?




Merhabalar! Geçen gün pazardan aldığım sebzeleri paylaşmıştım ve balkabağından çorba yapacağımı yazmıştım. Çorbamı yaptım. Belki bilmeyenler ve denemek isteyenler olabilir diye, tarifi burada da paylaşmak istedim.




MALZEMELER :

250 - 300 gr. balkabağı,
Yarım su bardağı kırmızı mercimek,
1 tane patates,
1 küçük soğan,
2 diş sarımsak,
Tuz,
Karabiber,
Muskat rendesi,
8 su bardağı su (et suyu da kullanılabilir)
1 su bardağı yarım yağlı süt,
1 yemek kaşığı zeytinyağ (dilediğiniz bir sıvı yağ da olabilir)

YAPILIŞI : 

Soğanı yemeklik olarak doğrayın. Sarımsakla birlikte zeytinyağında soteleyin. Balkabaklarını ve patatesi iri iri doğrayıp, (süt hariç) diğer malzemelerle birlikte tencereye koyun. Ben düdüklü tencere kullanıyorum. Daha az vitamin kaybı olduğunu düşünüyorum. Ama düdüklü tencere kullanamayanlar normal tencerede de pişirebilir. Yarım saat sonra ocağı kapatın. Çorbayı blenderden geçirin. Sütü ekleyin. Çorbanız servise hazırdır. Bu çorba biraz tatlımsı olabiliyor. Eğer bu tadı sevmezseniz, balkabağını azaltıp, mercimeği arttırabilirsiniz. Ayrıca kilo derdiniz yoksa tereyağ ve unla meyane kavurup çorbanıza ekleyebilirsiniz. Ben kalorisini mümkün olduğunca azaltmaya çalışıyorum. Kızıma ördüğüm beslenme peçetesi, balkabağı çorbası servisi için uygun olur diye düşündüm :)



Yapmak isteyenlere kolay gelsin. Yapanlara da afiyet olsun...

16 Aralık 2014 Salı

Melekler Sokağı


Aralık geldi mi bende kar, kış ve yılbaşı temalı kitap okuma, film izleme isteği artıyor. Bu nedenle elime geçirdiğim benzer kitapları bu aya saklıyorum. Geçen yıl aldığım Melekler Sokağı da böyle bir kitap.

Kitapta bol miktarda kar ve kış var. Ama en güzeli, günlük koşturmacamız içinde unutmaya başladığımız bazı değerler var. Roman Heart Lake denilen küçük bir kasabada geçiyor. Kasaba çok huzurlu, sakin ve büyük şehirlerin aksine, sıcakkanlı insanlara ev sahipliği yapıyor. 

Jamie'nin bir çikolata dükkanı var.( Bununla ilgili bölümleri okurken çikolata kriziniz tutabilir dikkat!!) Sarah'ın güzel bir fırını, Emma'nın kırkyama dükkanı var. Üçü çok yakın arkadaşlar. Hepsinin kendine göre sorunları olmasına rağmen; birbirlerine ve kasabada yaşayan diğer insanlara yardım etmekten kaçınmıyorlar. Bir de yakışıklı polis memuru var tabii. Bu işleri biraz karıştırıyor. Ben okumak isteyenler olabilir diye daha fazla anlatmayacağım.






ARKA KAPAK

''Sheila Roberts'ın zekice kurgulanmış romanı
okuyanların kalbini ısıtıyor. Bu sürükleyici romanın 
gerçekçi karakterleri, kadınların hayatlarının 
farklı evrelerinde karşılaştıkları zorluklarla 
yüzleşmemizi sağlıyor.''


'' Heart Lake için yüreğinizi ortaya koyun!'' İşte Emma, Sarah ve Jamie'nin başarmaya çalıştıkları bu: Heart Lake sakinlerinin her gün bir kişiye iyilik yapmalarını sağlamak. Ancak işler umdukları gibi gitmiyor! 

Emma, Material Girls Kırkyama Dükkanı'nda bu uğurda bedava battaniye dağıtırken neredeyse iflasın eşiğine geliyor. Sarah'nın Tatlı Şeyler Fırını'nda verdiği ücretsiz hamur işi kursları, en sevdiği biblosunun esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmasıyla kâbusa dönüşüyor. Jamie'nin Çikolata Evi'nde ise bir polisin , Jamie'nin kalbinin derinlerine gömdüğü duyguları yeniden alevlendirmesi işleri tatsızlaştırıyor.

Melekler Sokağı aşk,sevgi ve dostluk üzerine insana kahkahalar attıracak bir roman. Ama özellikle, bir başkasını sevmeden önce kendimizi sevmek üzerine...Üstelik birbirinden leziz tarifler eşliğinde! 


Ben kitabı çayım eşliğinde severek okudum. Evet kitabın arkasında tarifler var. Aslında oradaki balkabaklı kurabiye güzel olabilir. Ama bana cısss oldukları için tarifleri denemedim :)) Yeni kitaplarda ve örgülerde buluşmak üzere. Keyifli okumalar diliyorum...



14 Aralık 2014 Pazar

Ne Alsam Ne Alsam...



Merhabalar! Yılbaşı yaklaşırken çoğumuzu bir telaş sarar. Yılbaşı gecesini sevdiklerimizle birlikte geçireceksek; onlara çam sakızı, çoban armağanı bir şeyler hediye etmek isteriz. Kimimiz kendi yaptığımız bir ürünü, kimimiz küçük biblolar, magnetler, kimimiz kitap, kimimiz şık fincanlar hediye ederiz. Bu tamamen sizin tercihinize kalmış.

İki haftadır gezmek için alışveriş merkezlerine gidiyoruz. Oldukça kalabalık olduğunu söyleyebilirim. Ben yılın bu zamanında alışveriş merkezlerine hediye almaktan çok, o güzelim süslemeler için gidiyorum. Her yer ışıl ışıl. İnsanın içi açılıyor. 

İşte çeşitli alışveriş merkezlerinden gözüme takılanlar...
Ne güzel bir fikir değil mi?




Bu ışıltıyı görünce küçük bir çocuk gibi gülümsemeden duramıyorum.







Ve en çok bu takım hoşuma gitti. Vitrinin önünde epeyce kaldım.




Zaten hediye almak isteyen insanların en çok ziyaret ettikleri dükkanlardan birisi de bu ve benzeri dükkanlardı. Oyuncakçılar da bayağı kalabalıktı. Çocuklarıyla birlikte gelenlerin eli boş çıktıklarını söyleyemiyeceğim:))

Bir diğer yoğunluk ta kitapçılardaydı. Ben de kızımla kendime aşağıdaki kitapları hediye ettim. Ama kasada bayağı bir beklemek zorunda kaldım. Çünkü pek çok insan hediye olarak kitap almayı tercih etmişti. Herkes kitaplarını hediye paketi yaptırıyordu. 


                                    
Eh ben artık örgümü ve kitabımı alıp köşeme çekileyim. Hepinize  iyi pazarlar diliyorum. Görüşmek üzere...



13 Aralık 2014 Cumartesi

Evde Yoğurt Yapalım mı?



Yoğurt... Doğanın mucizesi, uzun yaşam iksiri, kalsiyum kaynağı. 

Sanırım yoğurdun faydaları saymakla bitmez. Ben de evdeki herkes gibi yoğurdu çok seviyorum. Yakın zamana kadar yoğurdumu marketlerden alıyordum. Kızım küçükken bile, ona kadar yapardım. Biz hazır yoğurt yerdik. Bu aralar doktorlar evde yoğurt yapmanın öneminden sıkça bahsediyorlar. Eminim pek çoğunuz evde yoğurt yapıyordur zaten. Ben de birkaç ay önce denemeye karar verdim. Çelik tencere, cam kavanoz gibi kaplarda yaptım. Ama istediğim kıvamı tutturamadım.

Sonra, oturduğum binadaki tecrübeli ev hanımı komşularım bana kendi sütçülerini önerdiler. O sırada biz de Avanos'a gittik. Oradan güzel bir yoğurt çömleği aldım. Artık kendi yoğurdumu kendim yapıyorum. Evdekiler de bu durumdan gayet memnunlar. Hatta arada yoğurdum biter de az bir şey hazır yoğurt alırsam, kızım hemen aradaki farkı anlıyor.

İşte size yoğurt yapma maceram... 





Önce güvenilir sütçümden aldığım sütü, başka bir tencereye koyuyorum. Ağır ateşte yaklaşık iki parmak süt buharlaşana kadar, güzelce kaynatıyorum.



Sonra sütü çömleğe boşaltıp, soğumaya bırakıyorum. Küçük parmağımı süte soktuğumda sekize kadar sayabildiğim sıcaklığa ulaşınca, tepeleme bir yemek kaşığı yoğurdu çömleğe ekliyorum. İyice karıştırıp, çömleğin kapağını kapatıyorum. 



Yoğurdumuz üşümesin:)) diye çömleği sarıp, sarmalıyorum. Beş saat sonra yoğurdun kapağını açıp, soğumaya bırakıyorum. Daha sonra buzdolabına kaldırıyorum.


                                             
Ertesi gün yoğurdumuz yemeye hazır oluyor.


                                     
Yapmak isteyenlere kolay gelsin. Yapanlara da afiyet olsun...

11 Aralık 2014 Perşembe

Biraz Abarttım Galiba



Merhabalar! Dün bizim semtin pazarıydı. Pazar alışverişini hafta sonları eşim yaptığı için, epeydir pazara gitmiyordum. Kızımı okula bırakınca, hadi dedim; kar buz olmadan biraz pazar gezeyim. Sen misin böyle söyleyen... Pazara girer girmez resmen çıldırdım. Her şey o kadar taze, o kadar renkliydi ki; resmen kendimi kaybettim. İki kilo ondan, üç kilo bundan derken eve zor geldim.



Fotoğraftakiler aldıklarımın bir kısmı. Bu renk cümbüşünü sizlerle paylaşmak istedim. Pazılar çoktan yemek oldu. Ben pazıyı ıspanak gibi pişiriyorum. İçine biraz bulgur, bir tane de havuç rendesi koyuyorum. Böylece o kekremsiliği kalmıyor. Denemeyenler varsa öneririm. Pancarı çiğden rendeleyip, salatalarıma ekliyorum. Bunu teyzemden öğrendim. O bir kat havuç, bir kat pancar koyarak çok güzel bir salata yapar. Kabakların bir kısmından eşime tatlı yaptım. Ama ben çorbasını yapacağım. Buradan onun tarifini de veririm. Fotoğrafta yoğurt çömleğim de çıkmış :) Bir ara yoğurdumu da paylaşırım. 

Sağlıklı beslenme çabalarımı zaman zaman sizlerle paylaşmaya devam 
edeceğim. Değişik tarifler denediğimde onları da anlatırım. Şimdilik benden bu kadar. Görüşmek üzere...

10 Aralık 2014 Çarşamba

Açıklamalı Yalancı Selanik Bere



Merhabalar! Bu gün hem bayanların, hem de erkeklerin kullanabileceği bir bere modeli anlatmak istiyorum.

Bu bereyi bir bayan için örmüştüm. İpim inceydi. O yüzden iki kat yapıp kullanmıştım. İlk yalancı selanik deneyimimdi. Sanırım biraz değişik olmuş :))



Bu bereyi ise, havalar serinlemeden önce eşime ördüm. Severek kullanıyor.



Gelelim beremizin tarifine... 4 ilmek ve 4 ilmeğin katları olarak örülüyor. Ben siyah olanda Nako Superlambs Special ip ve 5 numara şiş kullandım. Erkek beresi olacağı için 88 ilmek attım. Bayan için daha az atılabilir. 90 sıra yalancı selanik ördüm.91. sırada aralardaki 3 ilmek terslerden ikisini birlikte örerek, 2 ilmeğe düşürdüm. Sonraki sırada 2 ilmek ters ördüklerimi de birlikte örerek, 1'er ilmeğe düşürdüm. Bu arada düz ilmekleri, aynen geldiği gibi ördüm. Sonra bu şekilde 1 ilmek örüp, 2 ilmeği birlikte alarak, beredeki ilmek sayısını azalttım. Yaklaşık 10 ilmek kaldığında, ilmekleri ipe geçirip büzdüm. Arkasını gizli dikişle diktim ki, kıvrıldığı zaman dikiş belli olmasın. Size bir ip ucu : Berenin ilk 15 sırasını 1 numara küçük şişle örerseniz başı daha iyi kavrar ve bereniz çabuk esnemez. Hatta örerken makara lastiği de kullanabilirsiniz.

Örmek isteyenlere şimdiden kolay gelsin. Görüşmek üzere...

9 Aralık 2014 Salı

Hediyelerimi çok sevdim



Kardeşimin bizi en güzel şekilde ağırladığı yetmiyormuş gibi; bir de bana bu cicileri almış. Bana kitap ve renk renk yün verin, sonra bırakın kendi halime :))
Sahildeki Ev, eski bir kitap. İnternette gezerken gördüm ve mutlaka okumalıyım dedim. Kardeşim de almış sağolsun. Gri ojeyi de ne zamandır alsam diyordum. Onu da Watsons'da gezerken görünce alıverdi. Ben de musmutlu, havalara uçtum tabi...
Ama bu kitabı yazın okumayı düşünüyorum. Aslında kitapları yaz ya da kış kitapları diye ayırmak doğru değil. Ama bana yazı çağrıştırdı ne yapayım...






Aşağıdaki kitaba gelince... O henüz benim değil. Ancak en kısa zamanda almak istiyorum. Debbie Macomber hayranlarına duyurayım dedim. Kar Tanelerinin Bir Bildiği Var, Debbie Macomber'in Türkçe'ye çevrilen yeni kitabı. Alıp, okuduğumda buradan yazarım. Hepinize keyifli okumalar diliyorum...






Güzel Bir Haftasonu



Hafta sonunu kız kardeşimde geçirdiğimi yazmıştım. Gerçekten çok keyifliydi. Annem, teyzem, kız kardeşim ve bizim kızlar hasret giderdik. Annemin yemekleri de cabası :)) Hatta cumartesi gecesi de yatıya kaldık. İşte kardeşimin evinde gözüme takılanlar...


Benim balkonum güneş almadığı için çiçeklerim geçti. Ben de kız kardeşimin çiçeklerini göstermek istedim.





En sevdiğim bu...





Ve eşinin acı biberleri. Benim eşim de bayılır acıya. İki bacanak bu konuda iyi anlaşıyor :))


                                 
Kız kardeşim kedileri çok sever. Evinin her yeri bu tür biblo ve tablolarla dolu.





En sona da bunu sakladım. Maviş maviş çok hoşuma gitti.



Ben ne zamandır gözüme takılan, en sevdiğim şeyleri paylaştım. Sizin de gününüz güzel geçsin. Görüşmek üzere...



Görüşleriniz Benim İçin Değerlidir!

Zaman ayırıp, yorum yaptığınız için teşekkür ederim. Yorumlarınız onaylandıktan sonra görüntülenecektir. Reklam ve hakaret içeren yorumları yayınlamıyorum. Düşüncelerinizi bekliyorum...