Bayramın 4. gününden merhabalar! Dün yine amcamların Çamlıdere'deki dağ evindeydik. Bayrama yakışır, büyük bir aile toplantısı oldu. Kısacası harika bir gündü. Buradan her şey için amcama ve yengeme çok teşekkür ediyorum. Bol fotoğraflı bir yazı hazırladım. Lafı uzatmadan, sizleri fotoğraflarla baş başa bırakıyorum.
Çiçekler hâlâ çok güzeller...
Böğürtlenler olgunlaşmış. Ramazan Bayramı'nda gittiğimizde henüz çiçek aşamasındaydılar :) Bu arada o yazımı okumak isteyenler tık tık...
Sonbahar ve kış meyveleri olmaya başlamış...
Bulutlar çok güzeldi...
Yavru bir sincap eve fazla sokulmuş. Ancak bizim çocukların gürültüsünden korkup duvara sindi zavallı. Neyse ki amcam zarar vermeden alıp, bir ağaca bıraktı...
Bunlar da gözüme hoş görünen başka kareler...
Ve en sona kardeşimin çektiği fotoğraflardan üç örnek eklemek istedim. Kendisi amatör fotoğrafçıdır...
Hepinize huzur ve barış içinde geçecek güzel günler diliyorum...
Merhabalar! Bayramdan sonra yazacak şeylerim vardı. Ama üzerime bir rehavet çöktü ki sormayın... Ankara'ya yaz bir geldi, pir geldi. Resmen yanıyoruz. İnsanın kolunu kaldıracak hali kalmıyor. Bugün karar verdim, bu yazı yazılacak...
Bayramın son günü Çamlıdere'deydik. Aluç Dağı'na çıkarken pek çok site var. Amcamlar da yazları oradaki evlerinde geçiriyorlar. Biz de el öpmek için gittik ve çok güzel bir gün geçirdik. Bayram yazım evrene ulaşmış sanırım ki, eski bayramlardaki gibi tüm aile bir aradaydık. Başta babam olmak üzere kaybettiğimiz büyüklerimizin yeri dolmuyor tabii...Sağolsunlar amcam da, yengem de çırpındılar durdular. Buradan tekrar teşekkürlerimi ve sevgilerimi yolluyorum.
Laf kalabalığı yapmadan, bol fotoğraflı bir yazı yazmaya niyetlendim. Ama yine çok konuştum :)) İşte size bol fotoğraflı Çamlıdere yazım...
Papatyalar...
Güller...
Alttaki örümceği gördünüz mü?
Meyve ağaçları...Bazılarına gül sarılmıştı.
Kır çiçekleri...
Bunlar bir çeşit lavantaymış...
Çilekler...
Ahududular...
Böğürtlenler henüz olmamıştı...
Sebze bahçesinden...
Biberler...
Fasulyeler...
Domatesler ...
Yengem de el işlerine meraklıdır. İşte ponpon kapı süsü ve deniz taşlarından yaptığı baykuş. Aslında çok güzel taş bebekler yapıyor. Sergi açacağı için onları fotoğraflamadım.
Evden...
Bu kütükler kışın devrilen bir ağaca aitmiş...
Ve dört ayaklı dostlarımız. Kediler yabani olduğu için fazla yaklaşamadım...
Bu güzel köpeğin adı Dost. Site görevlisi onu ölmek üzereyken bulmuş. Tedavisini yaptırmış, bakmış. Şimdi sitenin maskotu :) Gerçekten çok cana yakın. Bu nedenle fotoğraf çekmek zor oldu. Aşağıda amcamla görüldüğü gibi boğuşmayı çok seviyor...
Şehirde apartman dairelerine sıkışıp, küçücük balkonlarımızda nefes almaya çalışırken burası bize çok iyi geldi. Mis gibi orman havası, sessizlik ve huzur. Sağlık da olduktan sonra, insan daha ne ister ki... İşte benim de ileride yaşamak istediğim hayat bu. Ama deniz de olsa iyi olur tabii :) İşte bizim bir günümüz böyle geçti.
Umarım insanlar aklını başına toplayıp, sen ben kavgasını bırakıp hep birlikte huzur içinde yaşamayı öğrenebilirler...
Görüşleriniz Benim İçin Değerlidir!
Zaman ayırıp, yorum yaptığınız için teşekkür ederim. Yorumlarınız onaylandıktan sonra görüntülenecektir. Reklam ve hakaret içeren yorumları yayınlamıyorum. Düşüncelerinizi bekliyorum...