dikiş denemelerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dikiş denemelerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2016 Cuma

Üstü Örgü Altı Kumaş Yazlık Elbise


Merhabalar! Ankara'da hava çok sıcak gerçekten. Şu anda tam deniz, güneş, kum modundayım. Bu yüzden de yazlık el işlerine başladım. Ben üzeri örgü, altı kumaş elbiseleri çok seviyorum. Genellikle kışlık olarak örüyordum. Ama bu sefer evde bulduğum ipimi değerlendirmek istedim.



Bu ip, herhalde 7-8 yıldır evde duruyordu. Sadece iki yumak almışım. Ne yapsam diye düşünürken, böyle bir elbise yapayım dedim. Sanırım artık üretilmiyor. Alize'nin yine bambu ipi var. Ama o, daha ince bir ip.


3,5 numara tığla, kızımın beden çevresi kadar zincir çektim. Halka yaptım. Sonra üzerini ikili trabzanla doldurdum. Üstteki sırada 3 zincir çekip, 3. trabzanın tepesine battım. Bu şekilde sırayı bitirdim. Bu iki sıranın tekrarıyla, gövde uzunluğu kadar ördüm. Her iki tarafa da basit bir oya geçtim. 7 şer trabzandan oluşan askıları da örünce gövde tamamlanmış oldu. Bugün Derya Baykal'ın Programı'nda, bu örnekten bebek battaniyesi ördüler. Nurgün Tezcan düz renkle örüp, zincir sıralarını renk renk yapmış. Gerçekten çok güzel görünüyordu. Aklınızda olsun, öyle de örebilirsiniz.



Yine, evde duran bir kumaşım vardı. Kumaşı kızımın boyuna göre biçerek, iki kenarını diktim. Eteğini de bastırdıktan sonra büzdüm ve üst parçayla birleştirdim. Zincir çekerek yaptığım küçük fiyonkla da, elbisenin önünü ve arkasını ayırmış oldum. İşte size hiç dikiş bilmeyenlerin bile yapabileceği yazlık, efil efil bir elbise. Denemek isteyenlere kolay gelsin... 

7 Haziran 2016 Salı

Balkonuma Masa Örtüsü Diktim


Merhabalar! Havalar iyice ısındı. Balkonlar süslendi. Ramazan gelmeden çay, kahve keyifleri yapıldı. Ben sağlık sorunlarım nedeniyle oruç tutamıyorum. Ama Ramazan bitene kadar balkonda bir şeyler yiyip, içmem. Çay, kahve keyifleri akşama erteleniyor bir ay boyunca. Bu durum balkonumuzu şenlendirmemize engel değil tabii..

Bu duck kumaşı geçen yıl almıştım. Dolabımı yerleştirirken elime geçti. Köşe yapmaya cesaretim olmadığı için kumaşı öylece bırakmıştım. Hemen internette araştırma yapmaya başladım ve blogger arkadaşlarımdan Noblesse'in bloğunda, bu yazıya rastladım. Bu arada Noblesse uzun süredir bloğuna yazı yazmıyor. Umarım iyidir...



Biraz uğraştıktan sonra, acemice de olsa masa örtümü bitirdim. Ben tereciye tere satmayacağım. İnternette biraz araştırınca karşınıza pek çok yazı çıkıyor. Ben yukarıda da yazdığım gibi, Noblesse'in bloğundan yararlandım.



 İşte bunlar da küçük balkonumun birkaç fotoğrafı...






Bu yıl sardunyalarım açmamakta kararlı. İki, üç tanesi dışında açmadılar. Sanırım yeterli güneş alamadıkları için. Balkonuma güneş gelen saatlerde hava genellikle bulutlu oluyor. Bu yüzden de sardunyalarım henüz açamadılar.




Balkonumdan gördüğüm manzara. Bahçede oturuyormuşum gibi hissediyorum...


Bu arada Gündüz Sefası'nı bitirdim. En kısa zamanda yazmaya çalışacağım. Yavaş yavaş örgümü örüyorum. Ara ara, internetten çıktı aldığım resimleri boyuyorum .Gerçekten çok keyifli. Sanırım yetişkinler için olan boyama kitaplarından alacağım. Artık öğle saatleri sıcak olduğu için, yürüyüş yapamıyorum. Yürüyüşe sabah erken çıkayım diyorum. Ama bir türlü başaramadım bunu. Bakalım bu alışkanlığı oturtabilecek miyim? Şimdilik benden haberler bu kadar. Görüşmek üzere...

14 Temmuz 2015 Salı

Ortaya Karışık...


Merhabalar! Sizler neler yapıyorsunuz bilmiyorum ama, biz kızımla yaz tatilini dolu dolu geçirmeye çalışıyoruz. Önceki yıllarda her günümüz parkta geçerdi. Ama artık yavaş yavaş yaşı geçiyor sanırım. Parktan eskisi kadar zevk almıyor. Laf aramızda, salıncaklara da sığmakta zorlanıyor zaten :)) Biz de ev dışındaki zamanlarımızın bir kısmını, gezerek ve alışveriş yaparak geçiriyoruz.

Geçen hafta evimizin çok yakınına bir sosyete pazarı açıldı. Kalabalık olur diye hemen gitmedim. Bu hafta gidip, öyle yazayım dedim.  Çok büyük bir yer olmasa da güzel ve hesaplı. Özellikle de gençlere göre çok çeşit var. Ankara'da oturup da merak edenler olursa, Altınpark Sosyete Pazarı'nın adresi: Altınpark Mahallesi Erda Sokak No:19 Aydınlıkevler Ankara. İnönü Lisesi'nin tam karşısında. Pazartesi ve cuma günleri açık oluyor. 413 numaralı otobüs tam önünde duruyor. Aşağıda dışarıdan çektiğim fotoğrafı var.


Bu arada kızıma ördüğüm hasır şapkayı da bitirdim. Şimdi bir tane de yeğenime başladım. Ama kağıt ipi örmesi biraz zor. Bileğimde de sorun olduğu için yavaş ilerliyorum. Yanındaki kitaba da bu akşam başlayacağım. Yani okunacak sıradaki kitap, Buket Uzuner'in Su kitabı. Meraklılarına duyurayım, serinin diğer kitabı Toprak da raflardaki yerini almış.


Şapkayı nasıl süslesem diye düşünürken, Kızılay'da bu papatyalı taçları gördüm. Hemen alıp denedim. Ben beğendim, sizce nasıl olmuş? Şapkanın yapımını burada anlatmıştım.


Bugün yine Kızılay'daydık. Kızım taytını çok beğenince cesarete gelip, bu penyeleri aldım. Kumaşların desenlerinde kızım ısrarcı oldu. Şu büyük çiçekli olan, tayt için pek uygun değil bence. Bakalım yeni taytları nasıl olacak?


Ayrıca sevgili Gelincik Zamanı beni mimlemiş. Onu da yarın yazayım diyorum. Aslında yazmak istediğim iki de kitap izlenimim var. Ama okullar kapandığından beri bilgisayarın başına oturmak zor oluyor. Sırayla yazacağım artık. Yeniden görüşmek üzere...

10 Temmuz 2015 Cuma

Pijama Kızıma Tayt Oldu



Merhabalar! Bir süredir dikiş işlerine ara vermiştim. Malum, yeni öğreniyorum. Bu yüzden, bir şeyler dikmeye çalışmak benim için eziyet olabiliyor. Böyle olunca da şevkim kırılıyor ve cesaret toplamam zaman alıyor. Kızım da benden sürekli yeni şeyler istiyor.

Geçenlerde, kızımla gezerken bir pijama altı gördük. Üzerindeki kelebeklerden dolayı çok beğendi. Ama pijama yetişkinler içindi. Küçültebilir miyim diye düşünürken; anne bundan bana tayt yapsana dedi. Eh, deneyeyim bakayım dedim. Büyük gün bu gündü:))

İşte pijamamız...


Sonra pijamayı, aşağıdaki gibi düzgünce katladım. Üzerine de kızımın rahatça giyebildiği bir taytı yerleştirdim. Kaymaması için güzelce iğneledim. İkisinin ağını üst üste denk getirdim ki, daha az uğraşayım. Dikiş payı bırakarak, üstteki tayta göre güzelce kestim.  


Açıkçası beli de bozmadım. Ama daraltmak için yanları kestim tabii. Bu durumda yanları ve ağdan sonra bacak içlerini dikmem gerekti. Bir de paçaları bastıracaktım. Benim gibi, kendi kendisine dikiş öğrenmeye çalışan birisi için iyi yoldayım diye düşündüm. Sonra kumaşı dikkatlice ters çevirdim. Penyem çok ince olmadığı için şanslıydım. Çünkü internette yaptığım araştırmalarda penye dikmenin zor olduğu yazıyordu. Benim makinem çok basit bir makine. Daha önce yazmıştım, Singer Promise 1408 kullanıyorum. Penye için özel bir ayarım yok yani... Dikiş konusunda usta blog yazarı arkadaşlarımdan öğrendiğim gibi, esnek dikiş yapmam gerekiyordu. Kestiğim parçaların üzerinde deneyerek, bu dikişin ve 5 numaralı tansiyon ayarının olabileceğini düşündüm. Evet büzülmedi ve esnek oldu. Ustalarım ne der bilmiyorum. Doğru mu yapmışım?


Sonra sürfile ayağını taktım ve kenarlara sürfile yaptım. Yukarıdaki fotoğrafta tam olarak gözükmediği için bir de böyle çektim.


Sürfile ayağı bu... Aslında düz dikiş ayağıyla da sürfile yapılıyor tabii. Ama ben acemi olduğum için, bu ayağı kullanmak daha pratik geldi.


En çok nerede zorlandım biliyor musunuz? Paçaları çift iğneyle kıvırmak istedim. Bir paçanın yarısını yapmayı da becerdim. Eserime bakıp, yuppiii dediğim sırada iplerden birisi koptu. Tekrar denedim, yine koptu. Sonra yine koptu. Alt tarafı paça bastıracağım, bu ip niye kopar ki...En sonunda pes ettim. Paçaları zikzak dikişle bastırmaya karar verdim. Çift iğneyle başka bir gün boğuşacağım artık.

Eh bu kadar yazdın, çizdin ne yapmışsın bir görelim dediğinizi duyar gibiyim. İşte kızımın taytı...


Ustalarım, elbette kusurlarım var. Ama öğreniyorum ben daha. Önerilerinizi bekliyorum. Hepinize güzel bir hafta sonu diliyorum...

10 Mayıs 2015 Pazar

Anneler Gününüz Kutlu Olsun

Anneler Günü...Bu gün kimimiz için çok güzel, kimimiz içinse zor bir gün. Hiçbir zaman anne olamamış, olamayacak kadınlar için ya da çok sevdikleri annelerini kaybetmiş insanlar için gerçekten zor bir gün. Aslında sevgimizi böyle günlerle sınırlamak çok yanlış. Ama adet olmuş, insan bu günlerde sevdiklerini daha bir önemsiyor  sanki...

Bu gün sabahtan beri gözyaşlarıma hakim olamıyorum. Çok şükür ben hem anne olabildim, hem de annem yaşıyor. Ama kızım bana öyle bir sürpriz yapmış ki çok duygulandım.

Bir hafta önce kızımla babası bir telaşa kapıldılar. Fısıldaşmalar, kaçışmalar... Anladım ki benden gizli bir şeyler dönüyor :) Kızım geldi benden ikimizin fotoğrafını istedi. Neden diye sorunca öğretmeninin istediğini söyledi. Dijital fotoğraflar çıktı mertlik bozuldu. Evde basılmış yeni bir fotoğraf yok ki...Neyse, ikimizin birer vesikalık fotoğrafını buldum verdim. Okulda çok güzel bir kart hazırlamışlar. Aşağıdaki resim, A4 kağıdı büyüklüğünde bir el işi kâğıdına yapıştırılmış. Yanında da bizim fotoğraflarımız, kalpler ve canım annem seni çok seviyorum yazısı var. Ben fotoğrafları burada yayınlamak istemediğim için sadece bu bölümü kullandım . 



Bunları da kızım hazırlamış. Bir haftadır benden bucak bucak saklıyor...





Fotoğrafların kusuruna bakmayın. Aslında böyle tepetaklak değiller. Ama bloğa böyle düşüyorlar. Ne yaptıysam düzeltemedim.

Mektubun içeriği bende saklı. Sabah sabah hüngür hüngür ağlamama neden oldu. Çok saf, temiz, en önemlisi çocuk kalbinden çıkmış bir mektuptu. Eşim ben karışmadım, kendisi yazdı dedi.

Bu da benim kendime diktiğim anneler günü hediyesi :) Kaba dikişini yapmıştım, bitirilmeyi bekliyordu. Kızımın eteğinde uğradığım başarısızlıktan sonra bir süre makinenin başına oturmak istemedim:) İşte pamuk satenden diktiğim yastık kılıfım...




Sonra beni ağlatan başka bir şey oldu. Bu bir blog yazısıydı. Bloğun sahibi hiç anne olamayacağını yazmış ve duygularını dile getirmişti. Benim ailemde de hiç çocuk sahibi olamamış kadınlar var. Tıbben çocuk sahibi olmanız mümkün değil denip de, evliliğinin 15. yılında çocuğunu kucağına almış insanlar var. Üstelik o dönemde tüp bebeğin adı bile bilinmiyordu.

Annelik nedir? Anne olmak için illaki bir bebeği 9 ay karnınızda taşımak mı gerekir? Hani doğuran mı, büyüten mi annedir diye bir söz vardır. Bence çocukları seven, bir çocuğun ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarından önde tutan her kadın annedir. Muhtaç bir çocuğa elini uzatıp, onu hiç doğuramadığı çocuğunun yerine koyup, tüm sevgisini ona veren kadın ÖZBEÖZ ANNEdir.

Yine uzun bir yazı oldu. Tüm bunlardan sonra, başta benim annem olmak üzere ( sıkı takipçimdir kendisi ) tüm annelerin, anne adaylarının ve gönlümüzün annelerinin anneler gününü kutluyorum....






24 Nisan 2015 Cuma

Kızıma Etek Diktim



Merhabalar! Geçen gün, kızıma etek dikmeye çalışırken kendimi dört bilinmeyenli denklem çözüyormuş gibi hissettiğimi yazmıştım. Gerçekten de öyle oldu. Yastık kılıflarından sonra dikmeye çalıştığım en önemli şey bu etek diyebilirim.


Aslında eteğin güzel fırfırlarının olması gerekiyordu. Ama olmadı :( Birincisi, ben bu kumaşı başka amaçla almıştım. Ama kızım bu modeli isteyince kıramadım. Dolayısıyla kumaşım çok da yeterli değildi. İkincisi, fırfır payını hesaplamayı unuttum. Bu durumda kumaşı fazla büzemedim. Üçüncüsü de büzgü ayağım olmadığı için kumaşı elimde büzdüm. Tabii ki büzgüler eşit dağılmadı.

Ama olsun... Bu eteği ben diktim. Tüm gün uğraşarak, sevgiyle diktim :)) Bir sonraki eteği daha düzgün dikeceğime eminim. Buradaki hatalar kulağıma küpe olacak...

Nasıl diktiğimi merak ediyorsanız, ben anlatmayayım. Modele karar verince internette çok araştırdım. En sonunda Mehtap'ın Rengi  adlı blogda güzel bir tarif buldum. Tabii ben ölçüleri kızıma göre ayarladım. Fırfırlarda yaptığım hata hariç. Siz de benim gibi acemiyseniz ve nasıl yapıldığını araştırıyorsanız oraya bir bakın derim...

Hepinize güzel bir hafta sonu diliyorum...

21 Nisan 2015 Salı

Dört Bilinmeyenli Denklem Çözüyorum :))


Merhabalar! Şimdi bu da nereden çıktı demeyin. Hani yeni yeni dikişe merak saldım ya; işte yeni bir şeyler dikmeye çalışırken böyle hissediyorum :)



Kızım benden kat kat fırfırlı bir etek istedi. Ben acemiyim yapamayabilirim dedim ama, ı-ııhh dinlemedi. Lütfen annecim bir denesen deyince dayanamadım. İnternetten araştırdım, güzel açıklamalı bir blog buldum.

Pazar günü, yaklaşık yarım saat kumaşla bakıştıktan sonra nihayet biçmeye cesaret ettim. Bu gün makine işlerine başlamayı düşünüyordum ama fırsatım olmadı. Siz korktu da diyebilirsiniz tabii...



Kumaşın yakından görünüşü böyle. Pamuklu bir kumaş. Bakalım, dikmeyi becerebilirsem yararlandığım bloğun linkini de burada vereceğim. Açıkçası nasıl olacağını çok merak ediyorum. En kısa zamanda bitirip, sizlerle paylaşmayı umuyorum...

22 Mart 2015 Pazar

Bir Yastık Kılıfı Daha Diktim



Merhabalar! Bir yastık kılıfı daha diktim. Geçen sefer diktiğim kılıfın kumaşından artmıştı. Bu seferki kılıfı biraz daha farklı yapayım dedim. Yine bitmişi 50*70 olacak şekilde biçtim. Kılıfı diktikten sonra açık tarafı hariç, 5'er cm işaretleyip sabunla çizdim. Sonra kumaşın yüzünden, işaretlediğim yerlerin üzerinden düz dikiş geçtim. Böylece daha süslü bir kılıfım oldu. Üstelik bu sefer, yastığın üzerine kapanan kapak kısmını da dikişler gözükmeden dikebildim.




Yalnız bu sefer bir sorunla karşılaştım. Ama nedenini ve nasıl çözeceğimi bulamadım. Geçenlerde makinemle havlu kenarı bastırmıştım. Bunu yaparken makinem düzgün dikmemeye başladı. Tozlanmış olabileceğini düşünüp, makinenin fırçasıyla tozunu da aldım. Ama makinem dikerken kumaşı büzüyor. Ve üst dikişler iplik tansiyonu fazla gelmiş gibi gergin oluyor. Kumaşın üzerinde alttaki iplikler gözüküyor. Daha önce aynı kumaşı tansiyon ayarı 4'deyken dikmiştim. Hiçbir sorun olmamıştı. Ben her ihtimale karşı tansiyon ayarını 3,2,1 hatta sıfıra getirip denedim. Ama sonuç değişmedi. İpliği yeniden takıp çıkarttım ve doğru taktığımdan emin oldum. Ama yine olmadı. İğnede sorun olabilir dedim. Onu da değiştirdim. Ama fark etmedi. Alt dikişte sorun olmamasına rağmen masurayı bile çıkartıp, yeniden taktım. Olmadı, olmadı...

Ben bu işe bir çare bulamadım. Teknik servise götürmeyi düşünüyorum. Dikiş bilen arkadaşlarıma sormak istiyorum. Benim düşünmediğim bir şey olabilir mi? Daha önce başınıza böyle bir şey geldi mi? Şimdiden teşekkür ediyorum. Sonuçtan sizleri haberdar edeceğim...

NOT: Burada bir dipnot vermek istedim. Yorumlara sonucu yazdım ama belki herkes yorumları okumuyordur dedim:) Makinemde havlu kenarı kıvırmıştım. Sorunlar ondan sonra başlamıştı. Meğer havlu kalın gelmiş ve makinenin ayarlarını bozmuş. Teknik servise eşim gitmişti. 90 numara iğneyle dikmiştim. Daha kalın bir iğne kullansın demişler. Ama ben havlulardan uzak duracağım sanırım...

26 Şubat 2015 Perşembe

Yastık Kılıfı Diktim



Merhabalar! Sökük dikerim diyerek dikiş makinesi alıp; sonra da hevese gelip eski çarşaflar üzerinde denemeler yapıyordum. Sonunda cesaretimi topladım ve gerçek kumaş üzerinde bir çalışma yapmaya karar verdim.

Kendileri benim ilk dikiş denemem olur...



Elim titreye titreye, bitmiş hali 50*70 cm olacak şekilde biçtim. O gün makine çekmeye fırsatım olmadığı için, dikim işini dün hallettim. En korktuğum yeri de, kılıfı geçirdikten sonra yastığın başına dönen kapak kısmı oldu. Acaba ters mi yaptım diye baka baka bir hal oldum :) Dikiş bilenler şimdi bana gülüyorlardır. Ama ne yapayım acemilik işte... Örgüde yanlış yaptınız mı söker yeniden örersiniz. Olan harcadığınız emeğe olur. Ama dikiş öyle değil ki... Kumaşı yanlış kestiniz mi, nasıl geriye dönülür? 


Aslında korktuğum yerde yine de bir hata yapmışım. Ters olmadı ama, hazır kılıflardaki gibi de olmadı. Onların kapak kısmında, dikiş kapağın altında kalıyor gözükmüyor. Benimkinde gözüktü. En azından dışarıdan gözükmüyor. Kılıfın içinde kaldı. Bir dahaki sefere onu da hallederim:) Benim gibi acemilere belki destek olur diye, bilgi aldığım sitenin linkini vermek istiyorum. Ben bu siteden bakarak diktim. Sizlere kolay gelsin...

24 Şubat 2015 Salı

Kışa İnat...


Bloğumda hep renkli, güzel şeyler paylaşmak istiyorum. Sabah kalkıp da balkonumdaki bu güzelliği görünce çok sevindim :) Oysa geçen hafta Ankara çok soğuktu. Gece -10 ları buldu. Bir kış tüm sardunyalarım donmuştu, çok üzülmüştüm. Şimdi geceleri üzerlerini örtüyorum ve her gün onlarla konuşuyorum. Sevginin gücü bu olsa gerek...


Bunlar da salonumun güzelleri... Orkidemin çiçeği bir aydır duruyor:))



Salonum mis gibi sümbül kokuyor. 


Ne yazık ki menekşelerim bozulur gibi oldu. Onlar da açsaydı salonum bahçe gibi olacaktı. Gerçi her kış kötüleşip, baharla birlikte toparlanıyorlar. Açtıklarında menekşelerimi de paylaşırım sizlerle...

Sonunda gereksiz kumaşlar üzerinde yaptığım denemelerden sonra, cesaretimi topladım. Geçen ay aldığım nevresimlik kumaşı yastık dikmek için biçtim. Ne yazık ki henüz dikmeye fırsat bulamadım. 


Bir taraftan da kızıma ördüğüm ve elimde sürünüp duran elbiseyi bitirmeye çalışıyorum. Azimliyim kış bitmeden bitireceğim :)) Görüşmek üzere...

23 Şubat 2015 Pazartesi

Ne Yapsam?



Merhabalar! Geçen hafta Çıkrıkçılar Yokuşu'na gittiğimi yazmıştım. Hava yağmurlu olduğu için fotoğraf çekemedim. Oraya her gidişimde farklı bir dünyanın kapıları açılıyor sanki. Ne tarafa bakacağımı şaşırıyorum. 

Niyetim oradaki kumaşçılarda dolaşmaktı. Aradığım cıvıl cıvıl pazenleri yine bulamadım. Daha çok mefruşatla ilgili kumaşlar var. Ama Ankara'da yaşıyor ve evinize perde yaptırmayı düşünüyorsanız mutlaka uğramalısınız. Onun dışında çok güzel masa örtülük ve nevresimlik kumaşlar var. Renk renk kapitone örtülük kumaşlar da hoşuma gitti. Fiyatlar da dükkandan dükkana değişiyor. Dikkat etmek gerek.  Uygun bir zamanda yeniden gitmeyi düşünüyorum. Belki o zaman fotoğraf da çekebilirim.

Aşağıdaki üzerinde kalpler olan kırmızı poplin kumaşı, kızıma yazlık bir elbise dikmek için aldım. Belki ucundan biraz çalıp iğnedanlık yaparım. Gerçekten çok hoşuma gitti. Üzerinde büyük çiçekler olan duck kumaşı da balkon masama örtü dikmek için aldım. Bu arada dikiş bilen arkadaşlarıma bir şey sormak istiyorum. Kumaşları dikmeden önce oldukça sıcak suyla yıkıyorum ki çekeceği kadar çeksin, sonra sorun yaratmasın diye. Ama masa örtüsü için aldığım kumaşa da aynı uygulamayı yapmalı mıyım? Sadece kenarını bastıracağım için yıkamadan diksem de olur mu sizce? 



Aşağıdaki kumaş da saten, nevresimlik bir kumaş. Ama kızım görünce bayıldı. Ben bundan elbise istiyorum diye tutturdu. Ona elbise yapsam sıkıntı yaratır mı dersiniz?



Ne çok soru sordum değil mi? Ama dikişten anlamayınca böyle oluyor. Kumaşçılara girdiğim zaman da tedirgin tedirgin etrafıma bakıyorum. Bana birkaç soru sorduklarında bu işten hiç anlamadığımı çözüveriyorlar :)) Dükkanın adını hatırlamıyorum ama, girdiğim dükkanlardan birindeki amca bana çok yardımcı oldu gerçekten. Zaten masa örtülük ve nevresimlik kumaşı oradan aldım. Hatta nevresimlik kumaştan yastık dikeceğimi duyunca, nasıl biçmem gerektiğini bile gösterdi sağolsun. Neyse şimdilik benden bu kadar. Yeniden görüşene kadar hoşçakalın...

22 Ocak 2015 Perşembe

Singer Dikiş Teknikleri Kitabı - Alison Smith


2015 yılı, benim için uzun zamandır aklımda olan şeyleri yaparak başladı. Örneğin iki yıldır dikiş makinesi almayı planlıyordum, geçenlerde aldım. Yine yaklaşık iki yıldır bu kitabı da almayı da düşünüyordum. Dikiş makinem olunca alırım diyordum. Kitapçılara baktığımda dikişle ilgili iki kitap gözüme çarpıyordu. Birisi bu kitap, diğeri de Dikiş Rehberi. Ama ikisi de jelatine sarılı olduğu için inceleme fırsatı bulamadım. Eh dikiş bilmediğime göre kolay anlaşılır, yeni başlayanlar için uygun bir kitap olmalı değil mi? İnternetten araştırdığımda da kimi yerde bu kitabı, kimi yerde de diğerini övüyorlardı. Yine ikilemden kurtulamadım. Sonunda bir bilene sorayım dedim. Arkadaşım Aysel'ce Örgüler dikiş öğretmenine sordu. O da Dikiş Teknikleri kitabını önermiş.


Ben de hemen D&R'ın internet sitesinden sipariş verdim. Dışarıda 40 liraya satılıyordu. Ben siteden 34 liraya aldım. Ama kargo bedeli ödememek için 50 liralık sipariş vermek gerekiyordu. Zaten almak istediğim kitaplar vardı. Onları da siparişime ekledim. Ve dün kitaplarım geldi. Aslında Sakız Sardunyayı kızıma karne hediyesi olarak aldım. Ama sanırım önce ben okuyacağım :) Elif Şafak olur da okunmaz mı... Gündüz Sefası zaten sırada.

 Dikiş Teknikleri kitabına dönecek olursak; ben çok beğendim. Ciltli, oldukça ağır bir kitap. 392 sayfadan oluşuyor. Anlatımı basit ve her şey fotoğraflarla anlatıldığı için kolay anlaşılıyor. Bizim gibi acemiler için de bilgiler var, daha iyi dikiş bilenler için de... Kitabın arkasında kolay uygulanabilir projeler de var.

İşte size kitaptan birkaç fotoğraf...



Hiç dikiş bilmeyenler için düğme dikmeyi bile anlatmışlar.






Ben diğer kitabı inceleyemedim. Ama şimdilik benim için güzel bir kaynak. Geriye bol bol pratik yapmak kalıyor. Umarım benim gibi aklı karışanlar için aydınlatıcı olmuştur. Görüşmek üzere...







15 Ocak 2015 Perşembe

Artık Benim de Bir Dikiş Makinem Var (Singer Promise 1408)


Merhabalar! Bloğumda yaşadığım aksiliklerden sonra yine buradayım. Uzun bir süredir kendime dikiş makinesi alıp, almama konusunda ikilem yaşıyordum. Ama zaman zaman ufak tefek şeylerde makineye ihtiyaç duyuyordum.

Hafta başında eşim, posta kutumuzda A 101'in broşürünü bulmuş. Dikiş makinesi istiyordun; bir bak istersen dedi. Araştırdım aklıma yattı. Singer'i zaten biliyoruz. Ben terzi değilim. Hatta aman aman dikiş bilgisine de sahip değilim. Benim basit ihtiyaçlarımı karşılayabilecek bir model. 

Geçen gün geçerken uğrayıp; dikiş makinesi satacakmışsınız, tedarikte sorun var mı diye sordum. Kasadaki çocuk, abla iki tane geldi. Erken gel, çok soran var dedi. Hmmm...Tamam dedim çıktım.

Bu sabah 08.30' marketin önündeydim. Sadece ben vardım. Hatta çalışanlardan bile erken gitmiştim. Bankacılık yıllarım aklıma geldi :)) Bu kadar erken gelen müşterileri görünce kendi aramızda şakalaşırdık. Ah derdik, biz evde olsak da şimdi sıcacık yatağımızda uyusak... Neyse saat 09.00'a doğru kapının önü kalabalıklaşmaya başladı. Herkes birbirini kolluyor tabii. Ne de olsa potansiyel rakibiz değil mi? Sonra kimsenin dikiş makinesi için gelmediğini anlayınca ben rahatladım. Onlar ütü için savaşacaklardı :)) Şaka bir yana ben dikiş makinemi oldukça uygun bir fiyata alıp, mutlu mutlu evimin yolunu tuttum.



Makinem bu. İçinden bir tanıtım DVD si, kullanma kılavuzu, garanti belgesi, ayak pedalı,koruyucu örtü ve makine için gerekli bazı aksesuarlar çıktı. Ne yazık ki bugün misafirim olduğu için makineyi deneme şansım olmadı. Ama marketin açılmasını beklerken konuştuğum bir bey, geçen sefer eşi ve akrabaları için üç tane aldıklarını ve hepsinin de çok memnun kaldığını söyledi. İnternette araştırırken bir yazıda kot paçası dikilemiyor diye okudum. Biraz aklım takıldı. Ama belki de uygun ayak ve iğne kullanmamışlardır diye düşünüyorum. Bu konuda bilginiz varsa yorumlarınızı bekliyorum.

Daha önce hiç dikiş makinesi kullanmamış birisi olarak, biraz çalışmam gerekecek. Çalışmalarımı buradan sizlerle de paylaşırım. Benden şimdilik bu kadar. Yeniden görüşmek üzere...


Görüşleriniz Benim İçin Değerlidir!

Zaman ayırıp, yorum yaptığınız için teşekkür ederim. Yorumlarınız onaylandıktan sonra görüntülenecektir. Reklam ve hakaret içeren yorumları yayınlamıyorum. Düşüncelerinizi bekliyorum...