18 Mayıs 2018 Cuma

Eliptik Bisiklet Aldım



Merhabalar! Buraları gerçekten özlüyorum. Ama sık sık uğrayamıyorum maalesef. Kendimi kurulmuş saat gibi hissediyorum. Tabii, bu durumdan şikayetçi olduğumu düşünmeyin sakın. Çalışırken bile bu kadar düzenli yaşamıyordum ben...

Son dört aydır haftanın üç günü pilatese gidiyordum. Sıkılaşma ve esneklik anlamında çok yararını gördüm. Özellikle de son 13 yılımı morbid obez olarak geçirdikten sonra, yeniden böyle hareketli olabileceğimi rüyamda görsem inanmazdım :)) Ama yaz tatili yaklaştı. Okullar kapanınca, haklı olarak kızım daha çok ilgi bekleyecek benden. Bu yüzden pilatese yaz boyunca ara vermeyi düşünüyorum. Tabii bu, hareketsiz olacağım anlamına gelmiyor. 

Tüp mide ameliyatı olalı sekiz ay bitmek üzere ve ben 47 kiloya yakın bir kilo verdim.  Ameliyat, bana verilmiş altın bir anahtardı. Bu süreçte doktorum ve diyetisyenim ne dediyse, harfiyen uyguladım. Hedef kiloma ulaşmak için hala bir miktar yolum var. Ama çoğu gitti, azı kaldı. Bana söylenen en önemli şeylerden biri de, sporu hayatımın bir parçası haline getirmemdi... Başlangıçta zor da olsa, bunu yapmayı başardım. Pilatese ara versem de, yürüyüşlere devam ediyorum. Sadece yürüyüş yeterli olmayacağı için bir de eliptik bisiklet edindim.



İşte bisikletim bu... Arkadaki dağınıklığın kusuruna bakmayın. Burası, benim küçük, sevimli oturma odam aslında. Ama evdeki herkes eline geçen her şeyi bu odaya atıyor. Hal böyle olunca da, burayı düzenli tutmak biraz güç oluyor :)  Bahaneyle kitaplığımın bir kısmını da göstermiş oldum size... Bu kitapların çoğunu okudum, bir kısmı da okunmayı bekliyor. Bir bu kadar da antredeki kitaplığımda var... Evet, hala kitap okumayı ve örgü örmeyi çok seviyorum. Ama artık, spor yapmayı da seviyorum. Özellikle de bu alet çok hoşuma gitti. Eşim dün A101'den aldı. Aynı, dikiş makinesi maceram gibi bir macera yaşadık yani :)) Dün sabah, saat sekiz buçukta eşimi A101'e yolladım. Yazık, adamcağız bir de oruçluydu. Taşımayı gözüm yese ben giderdim ama, o bile zor getirmiş. Zaten bir tane gelmiş, onu da eşim kapmış:) Tabii, demonte olarak geldi. Ben eşimi bisikletle baş başa bırakıp, teyzeme gittim. Döndüğümde bisikletim kurulmuş, beni bekliyordu. Durur muyum, akşam hemen denedim. Gerçekten zor, ama bir o kadar da eğlenceli. Bu akşam iftara misafirim var. Buna rağmen işimin arasında kaçıp kaçıp, bisiklete bindim. Düşünün, o kadar eğlenceli... Tabii 5 - 10 dakika binip, işime geri döndüm her seferinde. Artık, yarından itibaren her gün 30 dakika binmeye çalışırım. Tabii ilk günlerde o kadar uzun binebilir miyim bilmiyorum...

İşte, benden haberler şimdilik bu kadar. Belki yazımı okuyup, hevese gelen birileri olur. Ne olur, hayatınıza hareketi katın. Ben ettim, siz etmeyin...

5 Mayıs 2018 Cumartesi

Küçük Siyah Elbise - Susan Mcbride


Merhabalar! Umarım hafta sonunuz güzel geçiyordur. Ankara'da havalar çok güzeldi, ancak şu anda gökyüzü simsiyah. Uzaktan gök gürültüsü sesleri geliyor. Sanırım birazdan seller gidecek. Yani, tam kitap okumalık bir hava var... Ben istediğim hızda okuyamıyorum, ama kitaplardan da uzak kalmıyorum neyse ki... (Ve beklenen yağmur, feci bir şekilde geldi...)



Kitabın mistik bir yönü de var. Oldukça sürükleyici ve merak uyandırıcı... Evie artık yaşlanmıtır. Eski günleri hatırlamak için tavan arasına çıkar ve o sihirli siyah elbiseyi bulup, üzerine giyer. O sırada fenalaşır ve hastaneye kaldırılır. Başka bir şehirde yaşayan kızı Toni, bunu duyunca apar topar doğduğu kasabaya döner. Son zamanlarda annesiyle arası pek iyi değildir ve bunu telafi edememekten korkmaktadır. Evie ise, komadayken geçmişi hatırlamaktadır. Evie ve Anna birbirlerinden farklı iki kardeştir. Evie ne kadar akıllı ve oturaklıysa; Anna da o kadar güzel ve ele avuca sığmaz biridir. Babası Anna'yı istemediği biriyle evlendirmek istemektedir. Anna, önceleri bu duruma razıymış gibi görünür. Düğünden bir gün önce, iki kardeş alışverişe çıkar. Dükkanın birinde çok güzel siyah bir elbise görürler. Dükkandaki çingene kadın, bu elbisenin çok özel olduğunu ve giyenin, kaderini gördüğünü söyler. Evie korkar ve gitmek ister, ama Anna elbiseyi alır. Ertesi gün ise, bu evliliği yapamayacağını söyleyerek ortadan kaybolur. İşte her şey böyle başlar...

ARKA KAPAK

Bu küçük siyah elbiseyle ilgili bu kadar büyüleyici olan şey nedir?

Annemin apar topar hastaneye kaldırılmasından önce üzerine bu
elbiseyi giymesinin bir sebebi olmalı. Hele ki, şimdi Blue Hills'e 
dönmüş ve teyzemle ilgili annemin yıllardır benden sakladığı şeyleri
öğrenmişken bu işin peşini kolay kolay bırakamam.
Yıllar önce iki kız kardeşin arasını açan, insanlara hiç ummadıkları anlarda 
yepyeni yollar sunan ve ailemizin kadınlarını garip bir kaderle birbirine
bağlayan şey bu siyah elbise olabilir mi?

Gerçekleri öğrenmem için önce onu giymem gerek...


"Minik siyah bir elbisesi olmayan kadının geleceği de yoktur."
                                                                                 Coco Chanel




Bu, Susan Mcbride'ın okuduğum ikinci kitabı. Diğeri de Kızılderili ve Çingene idi. O da mistik bir hava taşıyordu ve çok beğenmiştim. Fikirlerimi merak ederseniz, buradan okuyabilirsiniz...   

Küçük Siyah Elbiseyi de severek okudum. Keşke Susan Mcbridge'ın başka kitapları da Türkçe'ye çevrilse... Polisiye ile fazla aram yok, ama biraz gizem de keyifli oluyor hani...

Ben her seferinde dediğim gibi, daha çok kitap okuyabilmeyi dileyerek izninizi istiyorum. En kısa zamanda görüşmek üzere...


24 Nisan 2018 Salı

Fırında Lor Peynirli Mantar Dolması (Nam-ı Diğer Diyet Börek)



Merhabalar! Havalar güzel giderken, insanın içi kıpır kıpır oluyor. Ben hiç evde durmak istemiyorum. Ama bugünlerde kendimi biraz yorgun hissetmeye başladım. Bahar yorgunluğu olsa gerek diye düşünüyorum. Yakında tahlillerim yapılacak, bakalım eksik gedik bir şeyler var mı? Gıdasız kalmamak için, yediğime içtiğime çok dikkat ediyorum. Doktorum, diyetisyenim ne dediyse aynen uyguluyorum. Şu ana kadar demir eksikliği dışında bir sorun yaşamadım. Zaten o da benim eski sorunum. Bu yorgunluğu da çözersek iyi olacak...



Şimdi yine sağlıklı bir tarifle karşınızdayım. Üstelik benim gibi tüp mideli olan, ya da diyette olup; canı börek isteyenler için de güzel bir alternatif. Genellikle bu tarifin tereyağlı ve kaşar peynirli versiyonu yapılıyor. Eminim bunu da yapanınız çoktur... 

Önce mantarları yıkayıp, saplarını çıkartıyoruz...



Sonra, ayrı bir yerde lor peynirinin içine dereotu ve maydanoz doğruyoruz. İsterseniz taze soğan da doğrayabilirsiniz. (Şimdi aklıma geldi.) Ben yağ koymadığım için, harcın içine bir de yumurta kırdım. Böylece protein oranı da arttı. Biraz da tuz ekleyin, işte size güzel bir börek harcı...



Ardından, hazırladığınız harcı mantarların içine doldurun. 



Mantarların saplarını da ziyan etmeyin tabii...



Siz üzerine kaşar rendesi de ekleyebilirsiniz. Ama tükettiğim yağ miktarına dikkat etmek zorundayım. O yüzden kaşar koymayı tercih etmedim. Bu haliyle de gayet güzel kızardı... 200 derecede, önceden ısıtılmış fırında mantarlar pişene kadar tutun.



Mantarlar yakından büyük görünüyor, aslında büyük değiller.



Hem kolay, hem de lezzetli oldu. Ben daha önce canım börek isteyince, böyle bir harç hazırlayıp ekmeklerin üzerine sürerdim. Tarifini burada bulabilirsiniz. Bazen de kabağın içine doldururdum. Onun tarifi de burada... Ama bizim protein ağırlıklı beslenmemiz gerektiği için, son zamanlardaki favori tarifim bu... Böreği de hiç aratmıyor biliyor musunuz? Denemek isteyenlere kolay gelsin...

15 Nisan 2018 Pazar

Issız Kar Taneleri - Kimberley Freeman



Merhabalar! Yine yaklaşık 1 aydır sesim çıkmıyor değil mi? Ama günlerim o kadar yoğun geçiyor ki... Bir türlü buralara uğrayamıyorum. 

Bu arada, tüp mide ameliyatımın üzerinden 6,5 ay geçti. Çok şükür ki, 41 kilodan kurtuldum. Her sabah, verdiğim bu karar için minnet duyarak uyanıyorum. Artık daha hareketli bir insanım. Düzenli olarak yürüyorum, pilatese gidiyorum. Şimdi buna, pilates günlerinde yarım saat de fitness ekledik. Bir taraftan da örgü kursuna devam ediyorum. Yani nasıl akşam oluyor anlamıyorum. Akşamları da erkenden uykum geliyor, yatıyorum. Aslında hayatım düzene girdi. Bütün günüm saat saat, planlı bir şekilde geçiyor. Emek olmadan hiçbir şey olmuyor. İnsanın bunu aklından çıkartmaması gerek...


Lafı uzatmadan kitaba geçeyim en iyisi... Kimberley Freeman en sevdiğim yazarlardan biri... Zümrüt Şelaleleri ve Esir Şarkılar Vadisi dışındaki tüm kitaplarını okudum ve hepsini çok beğendim. Fakat Issız Kar Taneleri, diğer kitaplardan biraz daha farklıydı. Kitap, yine iki farklı zamanda geçiyor, ama arada yüzyıllar yok. 1976 ve 2005 yılları arasını anlatıyor. 

Sofi, Lena ve Natalya, Sovyet Rusyası'nda yaşayan üç kuzendir. Lena ve Natalya'nın babaları, kızları Sofi'nin ailesine emanet edip; ortadan kaybolur. Bundan sonra kızlar, üç kız kardeş gibi büyür. Acı tatlı, pek çok şey yaşarlar. Ama değişmeyen tek şey, bir gün Rusya'dan kurtulup, zengin bir hayat sürme arzularıdır. Bunu gerçekleştirmek için yapmayacakları şey yoktur... 


Yaparlar da... Spolier vermemek için detaylara girmeyeceğim. Ama Rusya'dan çıkmayı başarıp, kendi hayatlarını kurarlar. Fakat, her yıl bir araya gelmeyi ihmal etmezler.  694 sayfalık kitapta, üç kızın mutluluklarını, üzüntülerini, hayal kırıklıklarını okuyorsunuz. İhanet ve sadakat arasında gidip, geliyorsunuz. Bu kadar kalın olmasına rağmen, sürükleyici bir kitap. Ben kendi zamansızlığımdan dolayı 1 ayda ancak bitirebildim. Ama iyi bir okuyucu için 694 sayfa bir çırpıda biter. Kitabı bitireli 15 gün oldu, ancak buraya yazmam da zaman aldı maalesef. 

ARKA KAPAK

Kar taneleri, kaybedilmiş bir çocukluk için dökülen
gözyaşını şefkatle kucaklar...


Sovyetler Birliği'nin geleceğinin belirsizliğinde büyüyen üç kız...
Sofi ve kuzenleri Natalia ile Lena... Aynı hayalleri ve aynı günahları
paylaşacak olan bu üç arkadaş, bir söz verirler. Nerede olurlarsa olsunlar asla birbirlerini bırakmayacaklardır. Ancak kış fırtınayı da beraberinde getirir.

Büyüdükçe her biri farklı yerlere, farklı hayatlara savrulur. Hayatlarına karşı duydukları tatminsizlikler ise kıskançlığa, rekabete ve ihanete yol açacaktır.

Her acıyla daha derin yaralar alan bir dostluk, nefreti de beraberinde 
getirmez mi? Öyle ki bu nefret, içlerinden birinin hayatına son vermek
anlamına geliyorsa...

Peki, her kış masalı mutlu sonla biter mi?

Issız Kar Taneleri, tutkuları uğruna her şeylerini riske atmaktan çekinmeyen üç kadının hikayesini anlatan, kaderin getirdiklerine ve onlarla yetinmeyi bilmeye dair dokunaklı bir Kimberley Freeman romanı.


Ben, kitabı severek okudum. Sadece diğer Kimberley Freeman kitaplarından farklı geldi. Örneğin, Avustralya'nın sıcak doğasını aradım :) Bir de daha önce okuduğum kitap da biraz dramatikti. (Onu da henüz buraya yazmadım) Keşke iki kitap arasında biraz daha pembe gözlüklü bir kitap okusaymışım... Ama yine de güzel bir kitaptı. Bu tür kitapları seviyorsanız, hoşunuza gideceğini düşünüyorum. Bu arada, kitabımın yanındaki örgülerim bitti. Beremi zaten görmüştünüz. (Bir önceki yazıma bakınız.) Hırkamı da bir ara gösteririm size. Mutlu pazarlar, keyifli okumalar diliyorum...



26 Mart 2018 Pazartesi

Açıklamalı Ponçik (Ahududu) Bere


Merhabalar! Buralara daha sık uğramaya çalıştıkça uzak kalıyorum. Bu bereyi geçen hafta bitirdim, buraya ekleyeceğim diye instagrama da koymadım, ama bir türlü yazamadım...

Bu yıl sonbahardan beri, bir ponçik sevdasıdır gidiyor. Herkes ponçik hırka ördü. Ben ise, kilo veriyorum diye uzak durdum. Ama örmeyi de çok istiyordum. Sonunda işlerimi ayarlayıp, kendime bu bereyi ördüm. Boyunlık da örmeye niyetliyim. Ama gelin görün ki, bereme kızım el koydu :)) Şimdi kendime yenisini örmem gerek... Olsun, zaten ben bu modeli örmeyi çok sevdim. 

Aslında model, eskiden beri var olan ahududu modeli... Youtuba girip, ahududu modeli diye aradığınızda pek çok video ile karşılaşıyorsunuz. Ben burada size beremin ölçülerini vereceğim. Saçlarım kısa olduğu için, arkadan sarkan bere modellerini kullanmayı daha çok seviyorum. O yüzden kendime ördüğüm bereleri hep aynı türde yapıyorum.



İpim Nako Ombre, 4 ve 6 numaralı şişleri kullandım. 4 numaralı şişe 98 ilmek attım. 96 ilmek örneği kurmak için, başlardaki 2 ilmek ise kenar ilmekleri. Bazı insanlar kenar ilmeklerini örmeden alırlar. Bense, örerek alındığında kenarların daha düzgün durduğunu düşünüyorum. 7 cm kadar bir ters, bir düz lastik ördüm. Sonra elime 6 numaralı şişimi aldım ve örgüye onunla devam ettim. Örneği düz yüzde kuracağız. 1 kenar ilmeğini ters ördüm. Bunu her sıra sonunda ve başında yapmayı unutmayın. Bu ilmekler örnek sayımıza dahil değil. Sonra 3 ters, 1 düz; 3 ters, 1 düz olarak sıra sonuna kadar devam ettim. Son ilmeği yine ters ördüm. Arka sırada ilmekleri gördüğüm gibi, yani ön yüzde düz ördüklerimi ters; ters ördüklerimi düz olarak ördüm. İkinci sırada yine kenar ilmeğinden sonra 3 ters ördüm. İpim öndeyken, bir önceki sırada düz ördüğüm ilmeğin içinden 7 ilmek çıkarttım. Sonra yine 3 ters ördüm. Buradaki düz ilmeği aynen düz ördüm. (Yani alt sırada kurduğumuz 3 ters 1 düz ilmeklerdeki 1 düzlerin birine ahududu yapacağız, birine yapmayacağız ki; ahududular üst üste binmesin.) Yine 3 ters ördüm ve ipim öndeyken 1 düzden 7 ilmek çıkarttım. 3 ters, 1 düz, 3 ters ördükten sonra yine ipim öndeyken düz ilmekten 7 ilmek çıkarttım. Sıra sonuna kadar böyle devam edip, son ilmeği (kenar ilmeği) ters ördüm. Tabii ilmek sayınız 176 falan oluyor, şaşırmayın. Doğru yoldasınız :) Örgünün tersinde her zaman ilmekleri gördüğümüz gibi örüyoruz. Ahududuları da ters örmeyi unutmuyoruz. Tam 12 adet ahududu olması gerek. Bu şekilde devam ederek 5 sıra örüyoruz. Altıncı sırada ahududuları kaydıracağız. Ters ilmeklerde hiçbir değişiklik yok. Yalnızca çıkarttığımız 7 ilmeği toplayarak 1 düz ilmek haline getiriyoruz. Bu sefer, aşağıda düz olarak ördüğümüz ilmeklerden 7 ilmek çıkartıyoruz. Burada 13 ahududumuz oluyor.  Böyle anlatınca akıl karıştırıcı olabilir. Ama dediğim gibi, ahududu modeli diye aradığınızda pek çok video bulabilirsiniz. 


Lastikten sonra 7 tane ponçik (ahududu) olana kadar ördüm. Yedinci ahududuları toplarken yeni ahududu yapmadım. Yani modelin en başındaki gibi 3 ters, 1 düz, 3 ters ördüm. Tersleri geldiği gibi örmeye devam ettim. Sonraki sırada 3 tersleri 2 ye düşürdüm. Düzleri aynen ördüm. Daha sonraki sırada 2 tersleri 1'e düşürdüm, düz ilmekleri aynen ördüm. Bu sefer kalan 1 ters ve 1 düz ilmeği birlikte ters ördüm. Örnek 1 ters, 1 düz oldu. En sonunda, kalan tüm ilmekleri ipe geçirip büzdüm ve gizli dikişle bereyi bitirdim.

Berenin arkası da böyle oldu...


Ben keyifle ördüm, kızım da severek giyiyor. Gerçi artık bere havası kalmadı ama, şimdi örerseniz seneye hazır olur. Takıldığınız bir yer olursa seve seve yardımcı olmaya çalışırım.

Bu bereye kursa gitmeden önce başlamıştım. Aralarda bitireyim dedim. Orada kendime büyük, salaş bir hırka örüyorum. O yüzden araya başka iş sokmak istemiyorum. Yoksa buna bir de boyunluk örmem lazım. Bakalım, bileklerim izin verirse sırayla hepsi örülür ve kışa hazır olur...




Görüşleriniz Benim İçin Değerlidir!

Zaman ayırıp, yorum yaptığınız için teşekkür ederim. Yorumlarınız onaylandıktan sonra görüntülenecektir. Reklam ve hakaret içeren yorumları yayınlamıyorum. Düşüncelerinizi bekliyorum...