9 Ocak 2017 Pazartesi

Hayallerimin Kitapçısı - Petra Hartlieb


Merhabalar! Her yerde kar var. Ankara'da da yağdı, ama çok tutmadı. Şu anda hava buz gibi... Böyle havalarda yapılacak en güzel şey evde oturup, örgü örmek ve kitap okumak... Tabii dışarıda işi olanlar için zor... Onlara da kolay gelsin diyorum. Ben çalışırken hep bugünlerin hayalini kurardım. Çok şükür, istediğim oldu. Darısı diğer isteyenlerin başına...


Hayallerimin Kitapçısı, öncelikle adıyla dikkatimi çekmişti. Sonra gerçek bir öykünün romanı olduğunu öğrenince, kitabı almaya karar verdim. 200 sayfalık bir kitap olduğu için de yılbaşından önce okur, bitiririm diye araya sıkıştırdım. Ama istediğim hızda okuyamayınca yeni yıla sarktı. Kitapları ve kitapçıları seviyorsanız, bu kitaptan da hoşlanırsınız. Tabii Avrupalı bir yazar olarak, başlangıçta dili alıştığımdan biraz farklı geldi. Ama sonra sevdim. Bazı yerlerde, çok göze batmayan basım hataları vardı. Yazar, kitabı sanki sizinle sohbet ediyormuş gibi yazmış. Bazen şimdiki zamanı anlatırken; bazen geçmiş zamana dönüyor. Bu geçişlerde biraz sorun vardı bence. Ama dediğim gibi, bir süre sonra yazarın diline alışıyorsunuz.

Kitap Petra Hartlier'ın eşiyle birlikte, iş olsun diye Viyana'da satılık bir kitapçıya talip olmalarını anlatıyor. Aslında hiç sahip olmadıkları bir parayı teklif ediyorlar. Kendileri Hamburg'da yaşamalarına rağmen, kitapçı üzerlerine kalıyor.  Bu andan sonraki panikleri, parayı bulma çabaları, taşınma ve yaşantılarını yeni düzene uydurmaya çalışmaları anlatılıyor. Bu aşamadaki ve kitapçıyı çalıştırmaya başladıktan sonraki zorlukları keyifle okuyorsunuz. Aslında bu süreçte bizim gidip gezdiğimiz, alışveriş yaptığımız yerlerin nasıl zorluklarla ayakta kaldığını da düşünüyorsunuz. Kitabın konusu genel hatlarıyla böyle...

ARKA KAPAK 

Bir kadın, bir aile, bir kitapçı ve gerçeğe dönüşen hayaller...
Edebiyat eleştirmeni Petra Hartlieb, harabeye dönmüş bir "kitapçı" satın alınca, bütün ailesinin hayatı bir anda değişir...

Kitapçıyı tamir ederken dostluğu, aşkı ve aileyi yeniden keşfeden Petra, küçük şeylerle yetinmenin önemini bir kez daha anlayacak ve hayallerini gerçekleştirmek için çok çalışacaktır.

Zamanla mahallenin buluşma mekanına dönüşen kitapçının sahibi Petra Hartlieb, sessiz sedasız kaybolan mahalle yaşamının kitapçılarını ve küçük dükkanlarını anlatıyor bu gerçek öyküde...

Hayallerimin Kitapçısı, hayallerin bir gün gerçekleşebileceği ümidini aşılayan sıcacık bir roman.

"Biraz gözü karalık, biraz Polyannacılık ile bir harabeyi bir kitapçıya dönüştüren kadının hikayesi! Muteşem!" Der Spiegel

"Kitap okumayı seven sevmeyen herkes bu kitaba ve bu kitapçıya bayılacak!" S.F.Journal




İnternette kitabın yazarını araştırırken bir videoya rastladım. İzlediğimde çok şaşırdım. Çünkü kitabı okurken karakterleri ve kitapçıyı gözümde canlandırmıştım. Video, Almanca seslendirilmiş. Ne anlattığını tam olarak anlayamadım. Ancak, sanırım kitabın tanıtım videosu. Petra Hartlieb, eşi, çocukları ve kitapçı tam da gözümde canlandırdığım gibi. Bu da yazarın başarısı olsa gerek... İzlemek isterseniz videonun linkini buraya ekliyorum. 

Bol kitaplı, bol örgülü ve huzurlu bir hafta diliyorum... Her şey gönlünüzce olsun... 

5 Ocak 2017 Perşembe

Tahinli Kek


Merhabalar! Aslında bu yazıyı yeni yılın ilk günü yazacaktım. Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım diye düşünmüştüm. Ama ağzımızın tadı da, huzurumuz da kaçtı ne yazık ki... Ama umudumuzu yitirmeyeceğiz, var gücümüzle hayata tutunmaya devam edeceğiz...



Ben bu tarifi pinterestte buldum ve çok beğendim. Orijinal tarife buradan ulaşabilirsiniz. Özellikle kış aylarında önerebileceğim, çok güzel kabaran, göz göz ve lezzetli bir kek oldu. Bu aralar biraz daha sık tarif vereceğim sanırım. Çünkü elimde bayağı birikti...


MALZEMELER :

4 yumurta
Yarım su bardağı sıvı yağ 
1 su bardağı tahin
1,5 su bardağı süt 
1 su bardağı toz şeker
3 su bardağı un
2 paket kabartma tozu
1 paket vanilya


Ben tahin koyduğumuz için, yağı yarı yarıya azalttım. Dengeyi bozmamak adına da yarım bardak fazla süt koydum. Orijinal tarifte süt de, yağ da birer bardak koyulmuş.

YAPILIŞI :

Malzemelerin hepsinin oda sıcaklığında olmasına dikkat edin. Yumurtaları şekerle birlikte iyice çırpın. Sıvı yağ, süt ve tahini ekleyerek çırpmaya devam edin. Un, kabartma tozu ve vanilyayı, eleyerek ekleyin. Fırınınızı 180 derecede ısıtın. Karışımı, yağlayıp, unladığınız kalıba dökün. Fırının derecesini 160'a  düşürün ve kekiniz kızarana kadar pişirin.

Bu soğuk havalarda, dumanı tüten bir fincan çayın yanında afiyetle tüketin...



Denemek isteyenlere kolay gelsin...


Umudumuzun yok olmadığı, huzurlu günler diliyorum...

31 Aralık 2016 Cumartesi

Güle Güle 2016


2016'nın son saatlerinden merhabalar! 2017 tüm insanlığa sağlık, mutluluk, huzur, barış, sevgi, vicdan, merhamet, güven ve pek çok güzelliği beraberinde getirsin. 


2016 hepimizi çok yordu, çok üzdü... Tabii pek çok güzel şey de oldu... Ama bence kötülükler ağır bastı... O yüzden 2017 tüm kötülükleri yukarıdaki süpürge süpürerek gelsin. Hepinize mutlu yıllar diliyorum...

30 Aralık 2016 Cuma

Biraz Şundan Biraz Bundan


Merhabalar! İki gündür Ankara'da okullar tatil. Dün sabah kalktığımızda her yer bembeyazdı. Ancak, sonra yağmur başladı ve karlar hızla eridi. Akşam saatlerinde yeniden yağmaya başladı ve neredeyse tüm gün yağdı. Sonunda, özlediğimiz kara kavuştuk. Bugün de okullar tatil olduğu için, kızımla doya doya kartopu oynadık. İşte size birkaç kare...






Aşağıdaki fotoğraflarda kar hızla yağıyordu. Ama pek belli olmuyor.



2016 yılı hepimiz için zor geçti. Biraz kar görmek, kartopu oynamak gerçekten iyi geldi. Aralık ayında benim için iyi olan başka şeyler de oldu aslında. İlk kez instagramdaki kitap çekilişlerine katıldım. 

Kanes Yayınları'nın çekilişinden bu güzel kitap geldi.


Arkadya Yayınları'ndan ise Heidi ve Heidi Büyüyor kitaplarını kazandım. Arkadya Yayınları büyüklere masallar serisi oluşturuyor. İlk olarak Heidi'den başladılar. 


Kahvelikitapçikolatalışiir de Sarah Jio'nun bende olmayan tek kitabı Agapi'yi gönderdi. Hepsine çok, ama çok teşekkür ediyorum. Bu kitapları okumak için 2017'yi bekledim. Elimdeki kitap biter bitmez, sırayla okuyacağım.



Tabii bu arada örgü örmeye de devam ediyorum. Ufak tefek işler var. Henüz fotoğraflamaya fırsat bulamadım. 

Hanım dilendi bey beğendi motifinden yapılan yelekler çok hoşuma gidiyor. Ancak kilolu olduğum için, o büyüklükte bir şey örmeye cesaret edemiyordum. Çünkü tığ işi gerçekten bileğimi ağrıtıyor. Ama instagramda gördüğüm bir bayan bana ilham verdi. Kendisi, her yıl 1 ocakta motif örmeye başlıyor. Her gün bir motif örüyor. Böylece yıl bittiğinde kocaman bir battaniyesi oluyor. Ben de bu mantıktan yola çıkacağım. Her gün bir motif örerek yeleğimi bitirmeyi planlıyorum. Evde gülkurusu ipim vardı. Aşağıdaki ipleri de ona uygun olsun diye aldım. Gerçi fotoğrafta renkler biraz farklı çıkmış. Normalde daha canlılar. Örneğin mavi görünenler, petrol mavisi..


Bu akşam size biraz havadan, biraz da yılbaşı ganimetlerimden söz etmek istedim. Mümkün olduğunca aklımı bir şeylerle meşgul ederek, hayatımı güzelleştirmeye çalışıyorum. Umarım sizler için de 2016'nın son günleri biraz olsun güzel geçmiştir...

28 Aralık 2016 Çarşamba

Son İlmek - Nicole R. Dickson


Merhabalar! Bu aralar daha çok kitap okumaya başladım ve bunun için çok mutluyum. Yıl bitmeden bir kitap daha okuyabilirsem, aralık ayı benim için oldukça verimli geçmiş olacak. 



Örgü örmeyi sevdiğim için, okuduğum kitaplarda da örgüden söz edilmesi hoşuma gidiyor. Son İlmeği almak istememdeki nedenlerden birisi buydu. Ayrıca kapağı da dikkatimi çekmişti. Üstelik kitabın harika bir kokusu var. 

Son ilmek yeni başlangıçların kitabı desek, çok da yanlış olmaz. Kitapta çok fazla isim ve aile adı var. Üstelik kişiler bir şekilde birbirleriyle akrabalar. Yani biri diğerinin teyze, amca ya da hala çocuğu çıkıyor. Başlangıçta bu durum oldukça aklımı karıştırdı. Bu kimdi, onun diğeriyle ne bağlantısı vardı diye düşünmeme neden oldu. Ancak kitabı okudukça karakterleri ve birbirleriyle olan bağlarını öğrendim. Kitaba da akıcı bir şekilde devam edebildim.

Rebecca, psikolojik şiddet gördüğü evliliğini bitireli altı yıl olmuştur. Ancak evliliğinin hayaletinden kurtulamamıştır. Kendisini güvende hissetmediği için de, kızı Rowanla birlikte sürekli yer değiştirmektedir. Tabii bu, her ikisi için de kötü bir durumdur. Rebecca bir yuva özlemi çekmektedir. Üniversitedeki en yakın arkadaşı Sharon'un, doğup büyüdüğü adayla ilgili anlattığı şeyleri hatırlar. İrlanda'daki bu adada örülen ve adına Gansey denilen özel kazakları araştırmak için oraya gitmeye karar verir. Kızıyla birlikte bütün yazı adada geçirecek ve bu geleneksel kazaklar hakkında bilgi toplayarak, bir kitap yazacaktır. Sonunda adaya gider. Ancak arkadaşı riskli bir hamilelik geçirdiği için adaya gelemez. Herkes Rebecca'yı büyük bir sevecenlikle karşılar. Sharon'un anlattıklarından dolayı O'nu çok iyi tanımaktadırlar. Oysa Rebecca oldukça tedirgindir. Fakat herkes adanın çok güvenli olduğunu söylemektedir. Gerçekten de adadakiler birbirlerini çok iyi tanımakta ve yardımlaşmaktadırlar. Herkes birbirinin çocuğuna ya da malına göz kulak olmaktadır. Bu ortamda, Rowan kendine yakın bir arkadaş edinmiş ve güven içinde adada koşup oynamaktadır. Rebecca bir yandan güven sorununu halledip, adadaki yaşantıya uyum sağlamaya çalışırken; bir yandan da kazaklar hakkında araştırma yapmaktadır. Bu bölgede fırtına eksik olmamaktadır. Kazaklar, balıkçıları güneşten ve soğuktan korumaktadırlar. Ganseyler'in üzerindeki şekillerin bir anlamı ve her ailenin kendi motifleri vardır. Bu kazakları merak ettiğim için, internetten bulduğum bir fotoğrafı buraya da eklemek istedim. Kitabın konusu böyle, ama anlatmadığım çok şey var tabii... 




ARKA KAPAK

Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe insan,
yeni okyanuslar keşfedemez.

Bir anne ve kızı acılarla dolu geçmişini unutmak için
İrlanda'nın batı sahillerinde bir adaya yerleşirler.
Ve bu sahildeki balıkçıların el emeği, göz nuru ile örülen
kazaklarının hepsinin bir hikâyesi vardır.

Her biri eşsizdir. Yaşanılan bütün mutluluklar ve hüzünler
ilmek ilmek kazaklara işlenmiştir.

Yaşananları unutmadan affetmeyi öğrenmek ve kıyıya sağ sağlim
ulaşmak ise yalnız rüzgara karşı başları dik bir şekilde
yürümeleriyle mümkündü.
Ve yaşanan olaylar geçmişi harekete geçirmeye başlamıştır.

Acaba sevgi dolu gözler sana baktığında onları fark edecek misin
yoksa yalnızca geçmişin tozlarını mı göreceksin?


  
Koltuğunuza gömülüp, rahatça okuyabileceğiniz bir kitaptı. Zaman zaman duygulandıran, zaman zaman meraklandıran bir içeriği vardı. Adaya sıcacık bir aile ortamı hakim ve siz kitabı okurken, bunu çok net bir şekilde hissediyorsunuz. Ayrıca, İrlanda'daki bu adayı gözümde canlandırmam da zor olmadı. Eğer bu soğuk kış günlerinde beni yormayan, üzmeyen bir kitap okuyayım da biraz moralim düzelsin diyorsanız; bu kitap tam size göre...

Görüşleriniz Benim İçin Değerlidir!

Zaman ayırıp, yorum yaptığınız için teşekkür ederim. Yorumlarınız onaylandıktan sonra görüntülenecektir. Reklam ve hakaret içeren yorumları yayınlamıyorum. Düşüncelerinizi bekliyorum...