7 Haziran 2017 Çarşamba

Dostluk Ekmeği _ Darien Gee



Merhabalar, nasılsınız? Ben hala bileğimle uğraşıyorum. Fizik tedavim bitmedi. Doktorum bandaj vermişti, Ama düzelme olmayınca, bilekliğe terfi ettim :( Şu anda da bileklikle yazmaya çalışıyorum. Oldukça zor oluyor. Zaten bu yüzden yazacaklarım birikti ya... Sizleri çok özledim. Bu kitabı geçen ay bitirdim ama, uzun uzun yazamayacağım için bekledim. Şimdi de kısaca yazmaya çalışacağım...


Dostluk Ekmeği, birkaç yıldır kitaplığımda okunmayı bekliyordu. Aslında böyle, bekleyen çok kitabım var. Dayanamayıp önceliği yeni kitaplara verince, eskiler biriktikçe birikti. Ben de, bir süre yeni kitap almamaya karar verdim. Dayanabilirsem, eskileri okuyacağım. Ama bloğunuz olunca, zaten herkesin çoktaaan okuduğu kitaplar hakkındaki fikirlerinizi yazmanız ne kadar anlamlı olur bilemiyorum. Ama olsun belki okumayan birileri vardır...

Bu kitap beni çok etkiledi. Allah kimseye evlat acısı vermesin. Zaman zaman gözyaşlarımı tutamadım. Kitapta ayakları üzerinde durmaya çabalayan üç kadının hikayesi anlatılıyor. Julia oğlunun ölümünün üzerinden yıllar geçmesine rağmen, kendisini toparlayamamıştır. Bu durum, eşi Mark ile aralarında derin bir uçurum oluşmasına neden olmuştur. Julia'nın bir de kızı vardır. Bir gün, anne - kız kapılarının önünde sepet içinde biraz mayalı hamur, bir tane ekmek ve üzerinde tarif yazılı olan bir kağıt bulurlar. Julia, kızının israrlarına dayanamaz ve tarifi dener. Tarifte bir kural yazmaktadır: " Hamur dört parçaya ayrılacak. Bir tanesiyle yeni ekmek yapılacak, diğer üç parça ise tarifle birlikte sevdiklerinize dağıtılacak." Böylece Julia, Madeline ve Hannah ile tanışır. Madeline, buraya eşi öldükten sonra yerleşmiştir ve kasabanın çay salonunu işletmektedir. Hannah ise, bir çello sanatçısıdır. Ancak, sakatlandığı için artık konser verememektedir. Buraya eşinin isteği üzerine taşınmış; fakat çok geçmeden eşi tarafından terk edilmiştir. O da tıpkı Julia gibi ayakta kalmaya çalışmaktadır. Dostluk ekmeği tarifi bu üç kadın kadar, tüm kasabayı etkisi altına alır...



Kitap çoğunlukla bu üç karakter çevresinde dolaşsa da; pek çok güçlü karakterle tanışıyoruz. Özellikle Julia'nın eşi Mark, alkışlamak istediğim karakterlerden birisi. Kitabı uzun uzadıya anlatmak isterdim ama bileğim izin vermiyor ne yazık ki... Bu yüzden ilk kez, arka kapak yazısını da yazamayacağım. 

Kitapta çok güzel tarifler var. Bileğim iyi olsaydı kesin denerdim :) Eğer hala okumadıysanız ben öneririm. Kitap bittiğinde, kalbinize dokunacak...

31 Mayıs 2017 Çarşamba

Gül Reçeli Yaptım



Merhabalar! Günleriniz nasıl geçiyor? Burada bazen yağmur yağıyor, bazen güneş açıyor. Hava bir soğuyor, bir ısınıyor. Tam hastalık havası. Bu gidişle yaz gelmeyecek sanırım. Olsun, oruç tutanlar için havanın serin olması daha iyi. Sizlerle sohbet etmeyi özledim gerçekten.

Bizde hayat aynı şekilde devam ediyor. İşler, güçler derken zaman geçiyor. Ben diyet yapmaya çalışıyorum, ama evdekilerin günahı ne? Onlar reçel yemeği çok seviyorlar. Bizim apartmanın bahçesindeki kokulu gül de bu sene bayağı büyüdü ve daha çok gül verdi. Ben de gül reçeli yapayım dedim. 


Kokulu pembe gülleri, açtıkça 5'er, 10'ar tane topladık. Bu kadar gülle reçel yapamayacağım için topladıklarımı biriktirdim :) Aslında bileklerim yüzünden, kesme işlerinde eşimden çok yardım aldım.

Bir elinizle güllerin çiçek kısmını kavrayın ve sap bölümünden ayırın. Yaprakların dibindeki beyaz kısımları kesin. Bu şekilde yaparsanız, işiniz çok daha kolay olur. Yaprakları hırpalamadan yıkayıp, süzün. Dediğim gibi, ben parti parti gül topladım. Bu yüzden her topladığım partiyi bu şekilde yıkadıktan sonra, üzerine iki kaşık şeker döküp ovdum. Cam kaba koyup, buzdolabına kaldırdım.  Yaklaşık 30 tane gül olunca tencereye 2 kg. şeker ve 7 bardak su koydum. Yarım saat kadar kaynattıktan sonra gülleri de ekledim.


Güllerle birlikte yarım saat daha kısık ateşte kaynattım. Sonra iki limonun suyunu sıkıp, içine kattım. 5 dakika da öyle kaynattım. Siz kıvamını anlamak için bir çay tabağına damlatıp, biraz bekledikten sonra tabağı eğin. Su gibi akıp, gitmiyorsa reçelinizin kıvamı tamamdır. Gül reçeli çok kıvamlı olmuyor. Soğuyunca da koyulaşacağını unutmayın. Fazla koyu yaparsanız, şekerlenebilir.


Benim güllerim pembe olduğu için reçelin rengi çok kırmızı olmadı. Ama boya da katmadım. Bu, doğal rengi yani. 


Bazı yerlerde pazarlarda da reçellik gül satılıyormuş. Ben burada bulamadım. Neyse ki apartmanın bahçesindeki gül büyüdü. Denemek isteyenlere kolay gelsin. Yeniden buluşmak dileğiyle...

26 Mayıs 2017 Cuma

Benden Haberler



Merhabalar! Çok seyrek yazdığımın fakındayım. Sizlerin bloglarını da ziyaret edemiyorum. Ama çok yoğun günler atlattım. Bileğim de ne yazık ki hala düzelmedi. Bilgisayar kullanmak canımı çok yakıyor. Bu nedenle buralara fazla uğrayamıyorum. 

Mutfağım sonunda bitti. Birkaç fotoğraf paylaşayım istedim :) 


Fotoğrafları çektiğimde gül reçeli yapmak için gül biriktiriyordum. Onlar da çıkmış :)




Kayınvalidemin ayağı takılmasın diye yere halı yayamıyorum. Ne çok ıvır zıvır varmış, yerleşene kadar canım çıktı :)

Tabii bileklerim yüzünden eşimden çok yardım aldım, sağ olsun. Bileklerim dinlendirmekle iyileşmeyince, fizik tedavi yapılmaya başlandı.


Tedavi sırasında da boş durmuyorum tabii, kitabım hep benimle. Ağrılarım tam olarak azaldı diyemem, elimi hala kullanamıyorum. Umarım zamanla faydasını görürüm.

Bu arada inşaat işleri kızımın doğum gününe kadar bitmeyince, kutlamayı ertelemek zorunda kaldık. Geçen hafta sonu gecikmeli olarak onu da kutladık.


Kış boyunca yediğime içtiğime dikkat etmedim açıkçası. Bu da bana kilo üzerine kilo olarak döndü maalesef. Kızımın doğum günü partisinden sonra yeniden sayarak beslenmeye döndüm. Aslında bunu sürekli yapabilsem, ufacık bir zorlukta boş vermesem şimdiye kadar normal kiloma dönmüştüm. Yolum çok uzun olunca, yoldan çıkmam da kolay oluyor maalesef. 

Sizlerle dertleşmeyi özlemişim. Ama lafı çok uzattım galiba. Tüm inananlara hayırlı ramazanlar diliyorum. Oruç tutabilenler ramazanı kolayca geçirsinler. Uzatmadan görüşmek niyetindeyim. Yazacaklarım var, umarım en kısa zamanda yazabilirim...

15 Mayıs 2017 Pazartesi

Kızımın Cicileri Bloğu'nda Çekiliş Var


Merhabalar! Günler sonra nihayet bilgisayarımın başına oturabildim. Yorumlarınız için hepinize teşekkür ediyorum. Gecikmeli olarak cevap yazabildiğim için gerçekten özür dilerim. Mutfakta tadilat yaptığımızı yazmıştım. Sonunda tadilat bitti ve yerleştim sayılır. Nasıl bir mikrop almışız bilmiyorum ama, hala öksürüyoruz. İki gün öce bileklerim için fizik tedaviye başladım. Aynı anda iki bilek için uygulama yapılamıyormuş. Önce birini halledebilirsek, daha sonra da diğeri için gideceğim. Umarım faydasını görürüm. Gerçekten moralim çok bozuk...

Benden haberler kısaca böyle... Gelelim yazımın başlığına... Kızımın Cicileri Bloğu'nun Sahibesi Emine Hanım çok zarif takılar yapıyor.  Fotoğraftaki güzel takı setini de, çekilişle takipçilerinden birisine hediye etmek istiyor. 


Eğer siz de yukarıdaki takı setine sahip olmak istiyorsanız Kızımın Cicileri Bloğu'nu ziyaret edip; detayları öğreneblirsiniz. Şimdiden hepinize bol şans diliyorum...

6 Mayıs 2017 Cumartesi

Ses Veriyorum


Merhabalar! Hıdırellez kutlu olsun. Bu sefer, buralardan çok uzak kaldım değil mi? Kısmen, benim elimde olmayan sorunlar yaşadım. Bloğumu da, sizleri de çok özledim. 

En son 23 Nisan'da kar yağdığını yazmıştım. Şimdi havalar çok sıcak. Ara ara yağmur yağıyor. Ben de sardunyalarım gelişip, güzelleşsin diye dua ediyorum. Henüz çok güçsüzler...



Ne yazık ki bileklerim hala iyileşmedi. Bu yüzden fazla bilgisayar kullanamıyorum. Ayrıca mutfağımda büyük işlere kalkıştım. Evime taşınalı 8 yıl bitti. Buzdolabım orta yerde duruyordu ve mermerimi de hiç sevmiyordum. Uzun bir tezgahım olduğu için, bir kısmından vazgeçip; buzdolabımı oraya alayım dedim. Başlamışken ilave dolaplar da yaptırmak istiyordum. Ama benim dolaplarım artık üretilmiyormuş. O dolapların kapaklarını değiştirip, ilave dolap yaptırmaya karar verdik. Bu arada tezgahım da değişiyor tabii. Bileklerim bu durumdayken pek doğru bir karar olmadı, ama kalkıştık bir kere... Geçen hafta dolaplarım takıldı. Tezgah için düşündük taşındık, mermerite karar verdik. Ben granit, ya da çimston istiyordum. Ancak düşündüğümüzden daha pahalıya çıkıyor. Biz de şimdilik mermerit yaptıralım, sonra bakarız dedik. Tezgahımız da bugün gelecekmiş, heyecanla bekliyoruz. Bir haftalık göçebe hayatımız bitsin artık :))



Tabii bu kadarla kalsa iyi... Mahallemizdeki elektrik kablolarını yer altına almak için çalışma var. Her yer kazıldı. Bu sırada internetimiz gitti. Kablolarda arıza oluşmuş. Bir hafta internetsiz kaldık. Yakınımızda baz istasyonu yok. O yüzden mobil internetimiz de çekmiyor. Mobil interneti kullanabilmek için, dışarıya çıkmak, ya da camdan sarkmak gerekiyor :) Anlıyacağınız, bir hafta da internetsizlik yüzünden uğrayamadım buralara...

Bitti mi? Hayır, bitmedi... Havalar bir soğuk, bir sıcak derken; herkes hasta... Biz de ailece, bu dirençli mikroptan nasibimizi aldık. Hepimiz köhö köhö öksürüyoruz. Bu kadar uzak kalınca içimi döküverdim. Uzunca bir yazı oldu, kusura bakmayın. Mutfağım bitince sizlerle de paylaşırım. Şimdi de dolap yerleştirme faslından uğrayamam belki birkaç gün. En azından ses verip, iyiyim demek istedim. Yeniden görüşmek üzere...

Görüşleriniz Benim İçin Değerlidir!

Zaman ayırıp, yorum yaptığınız için teşekkür ederim. Yorumlarınız onaylandıktan sonra görüntülenecektir. Reklam ve hakaret içeren yorumları yayınlamıyorum. Düşüncelerinizi bekliyorum...