23 Nisan 2017 Pazar

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun



23 nisan – Sanki Her Tarafta Var Bir Düğün 

Sanki her tarafta var bir düğün.

Çünkü, en şerefli en mutlu gün.
Bugün yirmi üç Nisan,
Hep neşeyle doluyor insan.


Bugün, Atatürk’ten bir armağan,
Yoksa, tutsak olurduk sen inan.
Bugün yirmi üç Nisan,
Hep neşeyle doluyor insan.

Merhabalar! Bugün yazıma, bu güzel çocuk şarkısının sözleriyle başlamak istedim. Çocukken her 23 Nisan'da kendimi çok özel hissederdim. Düşünsenize: Atatürk, biz Türk çocuklarına bir bayram armağan etmiş... Türk çocuklarının kendilerine ait bir bayramı var... Üstelik bu, dünyada bir ilk... Büyük bir coşku içinde kutlamalar yapardık. Çocukluğuma dair özlediğim şeylerden biridir 23 Nisan kutlamaları... Yine kutlanıyor tabii, ama şimdi o coşku yok gibi geliyor bana...
Tabii, iş Bayram kutlamayla bitmiyor. Çocuklarımıza gereken değeri verebiliyor muyuz? Onların dilinden anlayabiliyor muyuz? Sevgimizi onlara yeterince gösterebiliyor muyuz? Onları koruyabiliyor muyuz? Onlara güvenli bir gelecek sağlayabiliyor muyuz? Hani, kafamda deli sorular derler ya... Başka şeyler yazmayı düşünürken, kalemimden bunlar döküldü...
Geçim derdiyle, savaşlarla, dünyadaki kötülüklerle biz uğraşalım çocuklar... Bunlar size bulaşmasın... Siz hep gülün, oynayın, güvende olun... Doya doya yaşayın çocukluğunuzu... Keşke elimde bir sihirli değnek olsa ve dünyayı sizler için daha yaşanılır bir yer kılabilsem...
Bayramınız kutlu olsun sevgili çocuklar...


22 Nisan 2017 Cumartesi

Kış Geri Geldi

Merhabalar! Ankara'da hava oldukça soğuk. Sizin oralarda nasıl? Geçen hafta sardunyalarımı dışarıya çıkarttık. Nisanın ortası geldi, hava ne kadar soğuyabilir ki dedim. Ama yanıldım. Ben çiçekleri çıkarttım, hava serinledi. Cumadan beri de iyice soğudu. Üstelik yarın kar yağacakmış. Gece sıcaklıkları da yine sıfırın altına düşecekmiş. Biz de geçen hafta çıkarttığımız çiçekleri, kapalı balkona aldık. Umarım geç kalmamışızdır. Çünkü bütün kış koruduğum sardunyalar sararıp, solmuş...

Bu fotoğraflar geçen haftadan. Bileğim yüzünden çok fazla bilgisayar kullanamıyorum. O nedenle, ancak şimdi yazabildim...


Bu yıl çiçeklerin saksılarını da, topraklarını da değiştirdik. Tabii yaptık, ettik dediğime bakmayın. Elim yüzünden ben sadece fotoğraf çekebildim. Eşim de çalıştı...


Ortalık bayağı dağıldı, ama deydi buna...



Kış boyunca balkonda fazla güneş almadıkları için, uzayıp gittiler. Üstelik henüz çiçek açmadıkları için size bol bol yaprak fotoğrafı çektim :)







Ama şimdi bu yaprakların hiçbiri yeşil değil. Çoğu sararıp, soldu. Umarım yeniden güneş çıktığında toparlanıp, sürerler. Bir an önce yaz gelmesi dileğiyle...

15 Nisan 2017 Cumartesi

Ekmek Makinesinde Ekşi Mayalı Ekmek Yaptım


Merhabalar! En son yazımda bileğimdeki rahatsızlıktan söz etmiştim. Maalesef hala düzelmedi. Klavye kullanmak da bileğimi zorladığı için, buralardan uzak kaldım. Hem kendi bloğumu, hem de sizlere yaptığım blog ziyaretlerini ihmal ettim. Bu arada yazacak şeylerim de birikti tabii. Umarım zorlamadan, yavaş yavaş yazabilirim.

Bu aralar ekmek yapmaya sardırdım. Ama bileğimden dolayı hamur yoğuramıyorum. Sadece ekmek makinesini kullanıyorum. Çeşit çeşit ekmek tariflerini denemek, her defasında nasıl bir sonuç alacağımı merak etmek çok hoşuma gidiyor. Aslında beyaz ekmek yapımında oldukça başarılıyım. Oysa iş esmer ekmek yapımına gelince, istediğim sonucu alamıyorum. Ama olsun, yüzümü kızartıp, fotoğrafları yayınlayacağım...

Ekşi mayalı ekmek de, denemek istediğim ekmeklerdendi. Fakat makinede yapamam diye düşünüyordum. Taa ki geçen gün bu ürünü bulana kadar...


Bu küçücük paket, çok da uygun bir fiyata satılıyor. Üstelik makinede de kullanılabildiğini görünce, hemen denemek istedim. Sadece üzerindeki talimatları uyguluyorsunuz. Un, tuz ve zeytinyağı koymanız yeterli. Ama paketi incelediğimde, içindekiler kısmında ekmekçilik enzimleri yazdığını gördüm. Bunların ne gibi katkı maddeleri olduğunu bilmiyorum.



Ekmeğimin üzeri böyle çökük oldu ne yazık ki...


Ama tıkız olmadı. Gayet yumuşak ve göz göz bir ekmeğim oldu.


Üstelik, çok da lezzetli bir ekmek elde ettim. Makineyi akşamdan ayarladım, sabah mis gibi ekmek kokularıyla uyandık. Evdekiler de çok beğendiler. Eğer makinede ekşi mayalı ekmek yapmak isterseniz, haberiniz olsun istedim. Denemek isteyenlere kolay gelsin...

6 Nisan 2017 Perşembe

Yürürken Gözüme Takılanlar


Merhabalar! Bu ay, henüz hiç yazmadığımı fark ettim. Kış boyunca evde kalmaktan biraz kilo aldım. Zaten fazlasıyla kilom var. Havalar da iyileştiği için eşimle beraber yürüyüşe başladık. Artık yürürken yalnız değilim :) 

Aslında bu yürüyüşüler biraz olsun moralimi düzeltiyor. Çünkü 2012'den beri, el bileklerimde sorun vardı. O zaman doktora gittiğimde, tendinit teşhisi konmuştu. Bu şekilde idare ediyordum. En sevdiğim örgüyü, çok az örebiliyordum. Oysa, son bir aydır bileklerim çok kötüleşti. Üstelik bu sefer, sağ bileğimde de başladı. Yani örgü örmeyi bırakın, sebze bile doğrayamıyorum :(  Dün yeniden doktora gittim. Film falan çekildi. Tabii yine tendinit teşhisi kondu. Ne yazık ki, tamamen iyileşmezmiş. Mümkün olduğunca bileklerimi yormamam gerekiyormuş. Şu anda klavyeyi kullanırken bile zorlanıyorum. Birtakım ilaçlar verdi. Onlar da beni sersem gibi yapıyor. Oradan kalkıp, oraya oturuyorum... Neyse ki fazla kullanmayacağım. Umarım faydası olur. Bir aydır hiç örgü öremedim. Öyle özledim ki... Neyse lafı uzatıp sizi sıkmadan, gözüme takılanları paylaşmaya başlayayım...

Fotoğrafların bazıları kızımın okul güzergahında; bazıları ise, yürüyüşümü yaptığım Altınpark'ta çekildi.


Bu ağaç Çin lokantasının bahçesinde...


Bahar dalları yavaş yavaş geçmeye başladı...



Bu araba ve taka çalılardan yapılmış :) Ben de ilk kez gördüm ve çok beğendim...




Çin lokantasının bahçesi...


Her baharda havuzu tamamen boşaltıp, temizliyorlar. Henüz temizlik işi bitmediği için su doldurmadılar...


Yine bahar dalları...




 Söğüt ağaçlarını çok seviyorum...



Bu da son kare... Dün baktığımda neredeyse tamamen dökülmüştü. Akşamki yağmurdan sonra hiç kalmamıştır herhalde. Dediğim gibi, ilacın verdiği sersemlik yüzünden bugün evden çıkamadım. Ama hava kapalı, yine yağmur yağacak sanırım.


Sizlere son günlerde çektiğim fotoğraflardan bir demet sunmaya çalıştım. Umarım hoşunuza gitmiştir. Ben buralarda olmaya çalışacağım. Sağlıcakla kalın...

31 Mart 2017 Cuma

Agapi Ölümsüz Aşk - Sarah Jio


Bir sıcak, bir serin, bir yağmurlu, bir güneşli Ankara'dan merhabalar! Tam bahar havası, ne olacağını kestiremiyoruz. Bahar demişken, dün gece tam da bahar gibi bir kitabı bitirdim. 

Bu kitap hakkında çok yazıldı, çizildi. Genellikle de pek beğenilmedi. Evet, Agapi'den söz ediyorum. Sarah Jio, benim en sevdiğim yazarlardandır. Dilimize çevrilmiş tüm kitapları bende var. Yeşil Deniz Kabuğu dışında hepsini okudum ve çok sevdim. Bir tek, bu kitabı almamıştım. Olumsuz eleştirilerden dolayı ön yargılı davrandım. Açıkçası okumayı da hiç düşünmüyordum. Sonra instagramda, @kahvelikitapçikolatalışiir'in yılbaşı çekilişine rastladım. Hediye edeceği kitaplar arasında Agapi de vardı. O zaman içimden bir ses, bu kitaba bir şans ver dedi. Bu kitap da benim şansım oldu, çekilişin kazananlarından birisi de bendim. @kahvelikitapçikolatalışiir'e çok teşekkür ediyorum. Tabii şimdi siz, yine mi çekiliş kitabı diyorsunuz biliyorum. Valla bu son :)) Aslında ben, böyle çekilişlerde hiç şanslı değilimdir. Piyangodan amorti bile çıkmaz :) Ama aralık ayı şanslı geldi ve ben arka arkaya üç çekilişten, dört kitap kazandım. Tabii yavaş okuduğum için, ancak sıra geldi...


Agapi'yi beğendin mi derseniz; açıkçası beğendim. Ön yargılı davrandığım için de kendimden utandım. Evet, Sarah Jio'nun tarzından biraz farklı. Ama yine keyifle okuduğum bir kitap oldu.

Roman, 1893 yılında çiçekçi Elodie ve Auvergne Kont'u Luc Dumond'un hikayesiyle başlıyor. Daha sonra günümüze geliyor ve Jane ile arkadaşlarının hayatını anlatıyor. Jane, Seattle'de yaşıyor. Pick Place'de bir çiçekçi dükkanı var. Yalnız olması dışında, güzel bir hayatı var. Ama O, bunu fazla sıkıntı yapmıyor. Köpeği Sam ile birlikte geçinip, gidiyor. Sadece çocukluğundan beri, zaman zaman görüşü bulanıklaşıyor. Bu nedenle düzenli olarak nöroloğa gidiyor. Ama doktorlar, Jane'nin durumuna bir anlam veremiyorlar. Tam da 29 yaşına bastığı doğum gününde ( aynı zamanda Noel ), tanımadığı birisinden bir kart alıyor. Bu yabancı kadın, mutlaka görüşmeleri gerektiğini söylüyor. Jane önce önemsemese de, sonra merakına yenik düşüyor ve görüşmeye gidiyor. Kadın, O'na aşkı görme yeteneği olduğunu; görüşünün zaman zaman bu nedenle bulanıklaştığını söylüyor. Bir sonraki doğum gününe kadar aşkın altı halini bulup, tanımlamazsa; kendi hayatında asla aşkı bulamayacağını da ekliyor. Bundan sonrasını tabii ki anlatmayacağım :) 

ARKA KAPAK

İlk görüşte aşık olabilirsiniz. Fiziksel bir çekime kapılarak
kendinizi aşka bırakabilirsiniz. Tutku ve ihtiras dolu bir
serüvene çıkabilirsiniz. Paylaşımlarınız üzerinden aşka
tutunabilirsiniz. Aşkı hiçbir bağlayıcılığı olmayacak 
şekilde de tanımlayabilirsiniz. Peki gelecek planlarınızla
uyumlu bir aşka ne dersiniz? Ya da belki ölümsüz aşkı 
bulursunuz. Aşkın altıncı hali agapiyi...
Onu"o" olduğu için seversiniz
ve asla vazgeçmezsiniz.


Evet, eğer siz de benim gibi henüz bu kitabı okumadıysanız, ona bir şans verin derim. Jane ve arkadaşlarıyla, güzel bir yolculuk sizi bekliyor. Keyifli okumalar diliyorum...

Görüşleriniz Benim İçin Değerlidir!

Zaman ayırıp, yorum yaptığınız için teşekkür ederim. Yorumlarınız onaylandıktan sonra görüntülenecektir. Reklam ve hakaret içeren yorumları yayınlamıyorum. Düşüncelerinizi bekliyorum...