8 Aralık 2014 Pazartesi

Bugün de Akşam Oldu




Merhabalar! Hafta sonu gezmelerdeydim. Kız kardeşimde kalınca evimle hiç ilgilenemedim. Bu gün sabahtan beri koşturmacayla geçti. Çamaşır, ortalık, yemek, kızı okula götür derken akşamı ettim. Şimdi bir fincan çayımla birlikte buradayım.

Eşim akşam için kuru fasulye istedi. Fasulyeleri geceden ıslattım, bu gün de haşladım. Tam düdüklüye atacaktım ki; yazın Avanos'tan aldığım güveçle göz göze geldim. Bizimkiler güveci çok severler. O yüzden sık sık güveç yaparım. Ama hiç başka bir yemek için kullanmadım. Oysa yıllar önce Ürgüp'te yediğim, güveçte kuru fasulyenin tadı halâ damağımdadır. Gerçi onu tandırda pişirmişlerdi ya neyse... Ben tandır bulamayacağıma göre ocakta pişireyim dedim. İşte size fotoğrafları...





Aaaa bu ne böyle cungul cungul diyenleriniz olabilir. Ama eşim kuru fasulyeyi sulu sever. Eh kalbe giden yol mideden geçtiğine göre, evde yemekler genellikle onun istediği gibi pişiyor :) Bu akşamlık bu kadar. Belki benim gibi, evindeki güveci unutanlar vardır diye paylaştım. Yapacaklara kolay gelsin. Hafta sonu maceralarımda buluşmak üzere...

7 Aralık 2014 Pazar

Açıklamalı Selanik Bere



Merhabalar! Bu günlerde hava ılıman gidiyor ( en azından Ankara'da öyle ), ama kışın sert geçeceği söyleniyor. O nedenle yine kendime ördüğüm, kalın ve sıcacık tutan bir bereyi anlatmak istiyorum.


Beremiz bu...



Öncelikle beredeki alın bandını örmemiz gerek. Ben Nako Superlambs Special Tweed ip ve 4 numaralı şiş kullandım. 8 ya da 10 ilmek atarak, baş çevreniz kadar selanik örün ve ilmeklerinizi kesin.
Daha sonra oluşan dikdörtgen şeridin uzun kenarına, her sıraya 1 ilmek denk gelecek şekilde ilmek atın. Yalnız artık ipinizi iki kat yapın ve 8 numaralı şiş kullanın.
Örgünüzün uzunluğu, bir karıştan 1 cm kısa olacak şekilde selanik örün.
Sonra 2 - 3 sıra lastik örün. Bu, berenizin başınızda daha kibar görünmesini sağlayacak.
Yine lastik örmeye devam ederken, 1 ilmek örün, 1 ilmek kesin, 1 ilmek örün, 1 ilmek kesin.
Arka sıralarda eksiltme yapmayın.
Bu şekilde 10 - 11 ilmek kalana kadar eksiltin. Kalan ilmeklerinizi büzerek berenizin arkasını dikin.

Ve bereniz hazır. Soğuk, karlı kış günlerinde güle güle giyin. Görüşmek üzere...

6 Aralık 2014 Cumartesi

Kocan Kadar Konuş - Şebnem Burcuoğlu



Evet Kocan Kadar Konuş :) Çevremdeki herkes bu kitaptan sözediyordu. Ben de merak ediyordum ama elimde öyle çok kitabım var ki... Sonra alırım derken, komşumun kızı geldi. Betül Abla al bak sana ne getirdim çok komik dedi. Genellikle ben kitaplarımı onunla paylaşırım. Hemen aldım, okumaya başladım.



Kitap, 30 yaşına gelmiş ve henüz evlenmemiş bir kızın maceralarını anlatıyor. Evlenmesi konusunda çevresi öyle baskı yapıyor ki, yeri geliyor kızcağız kendisini tanıyamaz hale geliyor. Bu arada sık sık Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna Kitabı'na da gönderme yapılıyor. Akıcı, sade ve esprili diliyle, oldukça eğlenceli bir kitap. 

Ben kitaplarımı genellikle evdeki herkes yattıktan sonra, gece geç saatlerde okurum. Bu sefer öyle çok güldüm ki, kahkahalarım yüzünden eşim sık sık salona geldi. Sanırım adam delirmeye başladığımı düşünüyor :)))


ARKA KAPAK :


'' Türkiye'de kadınların DNA'larına kodlanmış olan evlenme saplantısı, ne yazık ki bizim ailede daha yoğun. Millete ailesinden genetik miras olarak mavi göz kalır,bize bu evlenme saplantısı kalmış. 'Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş' atasözü, anneannem Peyker'in lafıdır. Yani o sözü söyleyen ata, bizzat benim anneannem.

Sözün özü, kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de 30'una gelip de bekar kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok.!''

Evli misin?
Ya nişanlı?
Sevgilin var mı?
O da mı yok?
Yaş kaç?
Hmm. Anlaşıldı.
Sen en iyisi bu kitabı bir oku. Yalnız değilsin Türk kızı! Senden çok var - ay bunu da yanlış anlayıp trip atarsın sen şimdi. Yok, öyle demek istemedik. Ailen, çevren, eşin-dostun-arkadaşın-kankan, hepsi evlilik lafı ediyor değil mi? Ama zor iş.

Koca bulmak ÇOK zor iş arkadaş...

Eğer siz de kendinizi fazla yormadan, hoşça vakit geçirmek istiyorsanız buyurun. Hepinize iyi okumalar diliyorum...


5 Aralık 2014 Cuma

Açıklamalı Ajurlu Mor Ebruli Bere



Bu bereyi geçen yıl kendime örmüştüm. Yeni yıl yaklaşırken, yeniden hatırlayalım dedim. Ben Alize Angora Gold Batik ip ve 4 numara şiş kullandım.

122 ilmek atarak( 2 ilmeği kenar ilmeği olarak kullandım), 14 sıra lastik ördüm.
Lastikten sonra, bereye döküm verebilmek için 3 ilmek düz örüp; şişe ip doladım. Aynı şekilde sıra sonuna kadar 3 ilmek örüp, şişe ip doladım. Yani ilmek sayısını arttırmış oldum.
Arka sıraları hep tersten ördüm.
Örneğin ikinci sırasında 1 ilmek ördüm, şişe ip doladım, 2 ilmeği birlikte yüzden ördüm, 2 ilmek düz ördüm. Yine şişe ip doladım, 2 ilmeği düzden birlikte ördüm, 2 ilmek düz ördüm. Bu arada başlangıç ilmeklerimizi unutmayın. Onları örneğe dahil etmeyeceğiz. Bu şekilde sıra sonuna kadar ördüm. Ajurlar kaydıkça sıra başından yeni ajurlu hat oluşturmanız gerekiyor tabii.
Lastikten sonraki tüm örgü boyunca arkaları hep ters öreceğiz.
Bu şekilde, beremiz bir karış olana kadar devam edeceğiz.
Sonra bir sıra hiç arttırmadan öreceğiz.
Sonraki sırada 1 ilmek eksiltip,1 ilmek düz öreceğiz.
Sonraki sırada 10 - 12 ilmek kalana kadar 1'er 1'er kesmeye devam ediyoruz.




En sonunda fotoğrafta olduğu gibi; tepesini büzerek, arkasını dikiyoruz.


Ben çok severek ördüm ve severek giyiyorum. Hepinize kolay gelsin. Tekrar görüşmek üzere...

4 Aralık 2014 Perşembe

Başucu Kitaplarım




İşte benim başucu kitaplarım...

Hiçbir zaman zapzayıf bir insan olmadım. Ama hep boyuma göre normal kilodaydım. Armut tipli denen kadınlardandım. Alt bedenim, üst bedenime göre 2 beden daha büyüktü. Tabii ki istediğim her şeyi giyemediğim için, bunu sorun yapıyordum. Ama beterin beteri varmış nereden bileyim! Ne olduysa evlenip, doğum yaptıktan sonra oldu. Hamileliğimi 14 kilo alarak tamamlamama rağmen, doğumdan sonra hızla kilo almaya başladım. Sanki bir arabanın içindeydim ve gaz pedalına sonuna kadar basıyordum. 85, 90, 95, 100 derken aldı başını gitti. Arabam kontrolden çıkmıştı ve ben neler olduğunu anlayana kadar iş işten geçmişti. Defalarca diyetisyene gittim. Ama bir süre sonra gidip gelmek ve listelere bağlı kalarak diyet yapmak bana zor geliyordu. Her defasında verdiğim kiloları fazlasıyla geri alıyordum. En son gittiğim diyetisyen ciddi boyutta insülin direncim olduğunu, vücudumda fazla miktarda toksin biriktiğini söyledi. Eğer kanser, kalp ve şeker hastası olmak istiyorsan böyle devam et dedi. Korktum! Gerçekten korktum! Bu sözler yüzüme bir tokat gibi çarptı. Ancak bir süre sonra yine bıraktım. Artık yenildiğimi düşünüyordum. Yürümüyor, sanki yuvarlanıyordum. Zorlukla nefes alıyordum. Sonra programlarda Dr.Ayça Kaya'yı izlemeye başladım. Anlattıkları bana mantıklı geldi. Kız kardeşim de bu kitapları hediye edince, tamam dedim. Aradığımı buldum. Bu kitaplarda yazanları uygulayarak 16 kilo verdim. En önemlisi de hiçbir zaman diyet psikolojisine girmedim. Her şeyi yedim. Ama kararında bıraktım.

Uzun bir yazı olduğunun farkındayım. Belki çoğunuz sıkılıp, okumayacak. Ama benim gibi insanlar için örnek olsun diye yazıyorum. Benim uzuuun bir yolum var. Bu yolda sizlerle beraber ilerlemek istiyorum. Kitaplarda yazanları, yaşadıklarımı, yaptıklarımı, tariflerimi diyet günlüğüm bölümünde sizlerle paylaşacağım. Şimdilik benden bu kadar. Görüşmek üzere...

Görüşleriniz Benim İçin Değerlidir!

Zaman ayırıp, yorum yaptığınız için teşekkür ederim. Yorumlarınız onaylandıktan sonra görüntülenecektir. Reklam ve hakaret içeren yorumları yayınlamıyorum. Düşüncelerinizi bekliyorum...