10 Temmuz 2015 Cuma
Pijama Kızıma Tayt Oldu
Merhabalar! Bir süredir dikiş işlerine ara vermiştim. Malum, yeni öğreniyorum. Bu yüzden, bir şeyler dikmeye çalışmak benim için eziyet olabiliyor. Böyle olunca da şevkim kırılıyor ve cesaret toplamam zaman alıyor. Kızım da benden sürekli yeni şeyler istiyor.
Geçenlerde, kızımla gezerken bir pijama altı gördük. Üzerindeki kelebeklerden dolayı çok beğendi. Ama pijama yetişkinler içindi. Küçültebilir miyim diye düşünürken; anne bundan bana tayt yapsana dedi. Eh, deneyeyim bakayım dedim. Büyük gün bu gündü:))
İşte pijamamız...
Sonra pijamayı, aşağıdaki gibi düzgünce katladım. Üzerine de kızımın rahatça giyebildiği bir taytı yerleştirdim. Kaymaması için güzelce iğneledim. İkisinin ağını üst üste denk getirdim ki, daha az uğraşayım. Dikiş payı bırakarak, üstteki tayta göre güzelce kestim.
Açıkçası beli de bozmadım. Ama daraltmak için yanları kestim tabii. Bu durumda yanları ve ağdan sonra bacak içlerini dikmem gerekti. Bir de paçaları bastıracaktım. Benim gibi, kendi kendisine dikiş öğrenmeye çalışan birisi için iyi yoldayım diye düşündüm. Sonra kumaşı dikkatlice ters çevirdim. Penyem çok ince olmadığı için şanslıydım. Çünkü internette yaptığım araştırmalarda penye dikmenin zor olduğu yazıyordu. Benim makinem çok basit bir makine. Daha önce yazmıştım, Singer Promise 1408 kullanıyorum. Penye için özel bir ayarım yok yani... Dikiş konusunda usta blog yazarı arkadaşlarımdan öğrendiğim gibi, esnek dikiş yapmam gerekiyordu. Kestiğim parçaların üzerinde deneyerek, bu dikişin ve 5 numaralı tansiyon ayarının olabileceğini düşündüm. Evet büzülmedi ve esnek oldu. Ustalarım ne der bilmiyorum. Doğru mu yapmışım?
Sonra sürfile ayağını taktım ve kenarlara sürfile yaptım. Yukarıdaki fotoğrafta tam olarak gözükmediği için bir de böyle çektim.
Sürfile ayağı bu... Aslında düz dikiş ayağıyla da sürfile yapılıyor tabii. Ama ben acemi olduğum için, bu ayağı kullanmak daha pratik geldi.
En çok nerede zorlandım biliyor musunuz? Paçaları çift iğneyle kıvırmak istedim. Bir paçanın yarısını yapmayı da becerdim. Eserime bakıp, yuppiii dediğim sırada iplerden birisi koptu. Tekrar denedim, yine koptu. Sonra yine koptu. Alt tarafı paça bastıracağım, bu ip niye kopar ki...En sonunda pes ettim. Paçaları zikzak dikişle bastırmaya karar verdim. Çift iğneyle başka bir gün boğuşacağım artık.
Eh bu kadar yazdın, çizdin ne yapmışsın bir görelim dediğinizi duyar gibiyim. İşte kızımın taytı...
Ustalarım, elbette kusurlarım var. Ama öğreniyorum ben daha. Önerilerinizi bekliyorum. Hepinize güzel bir hafta sonu diliyorum...
6 Temmuz 2015 Pazartesi
Altınpark'ta Şenlik Var
Merhabalar! Sonunda Ankara'ya yaz geldi :) Sıcak yaz akşamlarında Altınpark, özellikle yakında oturan bizler için güzel bir seçenek oluyor. Biz Ankaralılar denize hasret olduğumuz için, suyun kenarında serin serin dolaşmak, çay bahçelerinin keyfini çıkartmak ya da fıskiyelere karşı dondurma yemek serinletici oluyor.
İşte size Altınpark akşamlarından birkaç fotoğraf...
Böyle boş göründüğüne aldanmayın. Hemen iftar sonrası çektiğim için böyle. Yarım saat sonra iğne atsanız yere düşmüyor...
Ayrıca geleneksel kıyafetler giymiş satıcılardan renkli macunlar, mısır, dondurma alabiliyorsunuz...
Tren zaten her zaman var. Altınpark'ın içinde keyifli bir gezinti yapabiliyorsunuz.
Yine kurulan sahnede ardı ardına Halk Müziği Konseri, çocuklar için çeşitli etkinlikler ve akrobasi gösterileri var. Oyuncaklar gibi, bu gösteriler için de ücret ödemiyorsunuz.
Evet dün akşam şöyle bir dolaştık. Ankara'da olup da uğramak isteyenler olabilir diye düşündüm. Hepinize mutlu bir hafta diliyorum...
28 Haziran 2015 Pazar
Ses Kontrol...
Merhabalar! Yine ortalardan yok oldum değil mi? Ama bu sefer sorun yok. Birkaç gün ailece şehir dışına çıktık. Ramazana rastladı ama, eşimin izni böyle denk geldi maalesef...
Ankara'ya halâ yaz gelemedi. Sık sık yağmura yakalanıyoruz. Özellikle akşamları, sırtınıza bir şeyler almadıysanız üşüyorsunuz. Böyle korka korka gittik tatile. Ama neyse ki Akdeniz'e yaz çoktaaan gelmiş. Döndüğümüzde Ankara'yı yine yağmurlu ve serin bulunca, görüp göreceğimiz yaz bu galiba dedim :) Bu satırları yazarken bile dışarıda seller gidiyor...
Öncelikle gittiğimiz tatilden birkaç fotoğraf paylaşmak istiyorum. Otelimiz böyle, yeşillikler içinde güzel ve temiz bir tesisti.
Her yer güzel çiçeklerle doluydu. Fotoğrafları biraz plansız çekmişiz. Bir kısmı fotoğraf makinesinde,bir kısmı telefonda olunca içlerinden seçim yapmak zor oldu. Aslında burada paylaşmayı düşünmediğim için, daha çok kişisel fotoğraflar çektim. Sonra epeydir sesimin çıkmadığını fark edince, birkaç fotoğraf paylaşayım dedim.
Otelin bahçesinde küçük bir hayvanat bahçesi var. Kazlar, ördekler, tavşanlar, tavuskuşları, muhabbet kuşları, keklikler hepimizin ilgisini çekti. Hatta keklikler otelde başıboş geziyorlar.
Bu manzaralar da akşam yürüyüşümüzden...
Bu iguana da Avsallarda bir dükkanın önündeydi. Dükkan sahipleri besliyormuş :)
Sonra aklımız deniz ve güneşte kalarak Ankara'ya döndük. Bu arada D&R mağazalarında 9.90 tl günlerinin başladığını öğrendim ve çok mutlu oldum. Almak isteyip de indirime girmesini beklediğim birkaç kitap vardı. İlk olarak Umut Mevsimini aldım. Diğerleri sonraya kaldı. İndirim bir süre daha devam edecekmiş. Duymayanlarınız varsa haber vereyim dedim...
Bu sefer de kağıt ipten, kızım için bir şapka örüyorum. Tatile aniden gidince onunki yetişmedi. Artık güneş çıkarsa buralarda kullanır. Tarifini merak edenler buraya bakabilir.
Haziran ayı benim için biraz verimsiz geçti. Çok hızlı kitap okuyan biri değilim. Ama yine de ayda iki, üç kitap okumaya çalışıyorum. Bu ay, aşağıdaki kitabı bile bitiremedim nedense... Bitirdiğim zaman düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım. En son Böğürtlen Kışını okudum. İlk fırsatta yazacağım. Çok etkilendim doğrusu...
Eşim de evde olunca bilgisayarın başına oturmak biraz güç oluyor. Bu nedenle blog arkadaşlarımı da ihmal ettim. Hepsinden özür diliyorum. İnanın sizlerle sohbet etmeyi çok özledim. İşte benden haberler bu kadar. Tekrar görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın...
19 Haziran 2015 Cuma
Hasır Şapka Ördüm
Merhabalar! Daha önce kağıt iple şapka örmek istediğimi yazmıştım. Şapkamı ördüm, bitirdim. Şu günlerde deniiizzz, güneeeşşş, kuuummm diye dolaşırken, böyle bir fotoğraf çekeyim dedim...
Kağıt ipi örmek biraz zor oldu açıkçası. Özellikle de benim gibi, bileğinizde sorun varsa dikkatli örün. Biraz zorluyor. Ama sonuç çok hoşuma gitti doğrusu. Gerçek hasır şapka dokusunda oldu...
Belki küçük çiçeklerle de süslenebilir. Ama ben fular kullanmayı yeğledim.
Yapılışına gelince... Önce 6 tane zincir çekerek halka haline getirdim. İçine 8 tane sık iğne yaptım. İkinci sırada her sık iğneye 2 kez battım. Üçüncü sırada 1 çift, 1 tek sık iğne yaptım. Dördüncü sırada hep tek battım. Beşinci sırada 2 tek, 1 çift batarak devam ettim. Sonraki sıralarda 1 sıra tek tek; 1 sıra 2 tek, 2 çift battım. Başınıza ölçerek bu şekilde devam edin. Şapkanın tepesi istediğiniz büyüklüğe geldiğinde, tüm sık iğnelere tek batarak örün. Başınıza uygun ölçüye geldikten sonra 1 tek, 1 çift sık iğne yapın. 4 sıra hep tek batın. Sonra yine 1 tek, 1 çift batın. 4 sıra daha tek batarak örün. Benim gibi biraz daha geniş kenarlı bir şapka isterseniz, 1 sıra daha 1 tek, 1 çift batın. Sonra 2 sıra hep tek batın. Son sırayı da yengeç bacağı yaparak tamamlayın.
Yengeç bacağı denen teknik, ters sık iğne. Yani normalde sık iğneyi sağdan sola örerken, bu sefer soldan sağa örüyoruz. Tabii ki solaklar bu işlemin tam tersini yapacaklar :)) Böylece daha profesyonel bir görüntü elde ediyoruz. Denemek isteyenlere kolay gelsin...
17 Haziran 2015 Çarşamba
Kızımın Bolerosu Bitti...
Merhabalar! Bu, biraz geç kalmış bir yazı oldu. Şu an pek çok yerde deniz, güneş, kum mevsimi açıldı belki. Ama Ankara'da bizim yüzgeçlerimiz çıkmak üzere :) Bir bakıyorsunuz hava günlük güneşlik, sıcak. Sonra birdenbire bir rüzgar geliyor ve simsiyah bulutlar kaplıyor gökyüzünü. Eğer güneşe aldanıp şemsiyesiz çıktıysanız vay halinize... Gerçi bazen öyle hızlı yağıyor ki, şemsiye de fayda etmiyor. Bizim iki kez başımıza geldi, dün de kıl payı atlattık. Böylece ''iliklerine kadar ıslanmak'' sözünün anlamını gerçekten öğrenmiş olduk :))
Gelelim boleroya... Aslında bitireli bayağı oldu. Elimde uzun süre süründükten sonra, nihayet bitti derken, bir türlü fotoğraf çekemedim. Fotoğrafı çektim, buraya yazmak için fırsatım olmadı. Bu sabah herkes uyurken; araya bir şeyler girmeden oturup, yazayım dedim.
Bolero bu...Aralık ayında Sayın Zerrin Kaya, Derya'nın Dünyası'nda anlatmıştı. Oradaki, bebek boyuydu. Çok beğendiğim için 10 yaşındaki kızıma uyarlamaya çalıştım. Tabii elimdeki işleri bitirip de, ben buna başlayana kadar nisan geldi :)) Eh örmesi de bir o kadar sürdü desem yalan olmaz.
Aslında örmesi kolay ve zevkli. Benim kızım biraz yapılı olduğu için yakadan 99 ilmekle başladım. Öyle olunca da bayağı bir genişledi ve örmesi zaman aldı. Eh bilek de sağlam olmayınca, yavaş yavaş ördüm. Artık seneye giyer ne yapalım...
Boleronun desenli kısmı, kaydırmalı kahve çekirdeği örneği. Yani kahve çekirdeği örneği örüyorsunuz. Ama alt alta getirmiyorsunuz. Her seferinde kaydırıyorsunuz. Aslında buraya istediğiniz herhangi bir örneği yapabilirsiniz. Benim böyle hoşuma gittiği için değiştirmedim. Örneği biraz sıkı ördüm sanırım. Düz örgüyü biraz büzdüğü için, hafifçe ütüledim. Eğer ütüyü örgünün üzerine bastırmadan, biraz yukarıdan buhar verirseniz, örgünüz parlamıyor. Aklınızda bulunsun.
Eğer nasıl örüldüğünü merak ediyorsanız buraya bakabilirsiniz. Dediğim gibi ben 10 yaşındaki kızıma göre büyüttüm. 99 ilmekle başlayıp, aynı mantıkla ördüm. Ama çocuğunuz ufak tefekse bu sayı fazla gelir.
Kahve çekirdeğinin nasıl örüldüğünü de buradan öğrenebilirsiniz. Örmek isteyenlere kolay gelsin...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Görüşleriniz Benim İçin Değerlidir!
Zaman ayırıp, yorum yaptığınız için teşekkür ederim. Yorumlarınız onaylandıktan sonra görüntülenecektir. Reklam ve hakaret içeren yorumları yayınlamıyorum. Düşüncelerinizi bekliyorum...












































