31 Aralık 2015 Perşembe

Güle güle 2015




Evet, güle güle 2015... Aslında bu yıl benim için çok da kötü sayılmazdı. Eşimle beni en çok yoran, 85 yaşındaki kayınvalidem oldu. 2014'ün ortalarında kalçasını kırmış ve uzun süre yatalak kalmıştı. Bu süreçte geçirdiğim zor günlerden sonra bu bloğu açmaya karar vermiştim. Sık sık yazamasam da benim için bir sığınak oldu burası. Bu yıl yürütenle de olsa yürüyor. Ama geçirdiği ameliyatlardan sonra yediğini bile unutuyor. Her akşam, beni aç bıraktı diye eşime şikayet ediyor. Yoruldum galiba... Bu sorunlara göğüs germek her geçen gün zor oluyor...Huysuzluğu sınırlarımı zorlamaya başladı. Tabii stres yüzünden benim de sağlığım bozuldu. Ama halime şükrediyorum. Sağlık sorunlarım çözümsüz değil. Kızım, eşim, ailem, sevdiklerim... Şükredecek çok şeyim var :))



Ya ülkemiz öyle mi? Ya dünya?  2015 tüm bu kötülükleri alıp da gitse ne güzel olurdu. Yukarıdaki resimdeki gibi huzurlu bir dünya gelse... Keşke elimde sihirli bir değnek olsa ve şöyle bir sallayıp, her şeyi düzeltebilsem. 2016'dan umutluyum diyemiyorum. Ama umut gerekli değil mi? İnsan umut ettiği sürece yaşarmış. Her şeye rağmen 2016 güzelliklerle gel olur mu? Hepinize mutlu yıllar diliyorum...

Bikini Mevsimi - Sheila Roberts



Merhabalar! Şu anda Ankara'da dondurucu bir soğuk var. Yani Ankara'nın kuru soğuğu... Pek çok ilde kar yağıyor. İzmir'e bile kar uyarısı yapılmış. Ama Ankara'da yok... Zaten son birkaç yıldır biz pek kar görmüyoruz. Bir kez yağarsa şanslıyız :)) Kızım kartopu oynayıp, kardan adam yapmak için sabırsızlanıyor. Bakalım ne zaman yağacak...

Her neyse, lafı yine çok uzattım. Bikini Mevsimi, elimde okunmayı bekleyen eski kitaplardandı. Konusunu okuyunca, diyet motivasyonu olur diye düşündüm. 2015'in son kitabı olarak kendisini seçtim.



Erin, Angela, Megan ve Kizzy farklı yaş ve meslek gruplarından dört yakın arkadaştır. Hepsi de oldukça kilolu olmalarına rağmen yemek kulüpleri vardır. Bu toplantılara katılmayı da çok severler. Ancak Erin geliliğine sığamaz. Megan diğer kadınların, kilosuyla ilgili alaylarına maruz kalır. Kizzy sağlık sorunlarıyla karşılaşır. Angela da eski seksi görüntüsüne kavuşmak istemektedir. Bu nedenle yemek kulüplerini diyet kulübü haline dönüştürmeye karar verirler. Haftada bir kez toplanmaya, birbirlerine her konuda destek olmaya, diyetle birlikte mutlaka spor yapmaya karar verirler. Eşlerini bu duruma alıştırmaları zor olur tabii. Ama bazılarının kendi alışması da zordur. Angela'nın diyet sırasında çikolatalı kurabiye yapması, o sırada arkadaşına yakalanması, kurabiyeleri olmayacak yerlere saklaması ve sonunda bir tane bile yemeden hepsinin çöpe gitmesi... Benim en çok güldüğüm ve tabii aynı duyguları yaşadığım yer oldu. Hala canım çikolatalı kurabiye istiyor :)) Uzun ve zorlu bir yol onları bekliyor. Ama buna değer değil mi? 

ARKA KAPAK :

''Bikini Mevsimi, bir kadının umutları,
beklentileri ve hayatını dolduran her türlü
sevgiyle ilgili gerçekleri anlatıyor.
Ustalıkla kaleme alınmış, bir çırpıda okuyacağınız
 bu hayat dolu, eğlenceli romanı kaçırmayın.''

Erin Meritt düğün planları yapmak için göl kenarındaki memleketi Heart Lake'e döner. Ancak sürekli çocukluk aşkıyla karşılaşıp durunca, ''Acaba yanlış adamla mı evleniyorum?'' diye düşünmeden edemez. Daha da kötüsü, stresten kendini yemeğe verir ve gelinliğine sığamaz.

Böylece Erin, Angela, Megan ve Kizzy ile birlikte Yemek Kulübü'nün yerine Bikini Diyet Kulübü'nü koymaya karar verir. Bu dört kadın, yaza kadar bikinilerine sığacaklarına dair kendi aralarında bir anlaşma yaparlar ve bu anlaşma hayatlarını tamamen değiştirir. Arkadaşlarının yardımıyla Angela evliliğinin parçalanması korkusuyla baş eder. Megan kendine saygı duymak konusunda yaşadığı sorunlarıyla yüzleşir. Kizzy kocasının diyetini sabote etmesine engel olmaya çalışır. Erin de aşk hakkında bazı önemli gerçekler öğrenir.

Şezlongunuza uzanıp kendinize karşı dürüst olmanızı ve kalbinizin sesini dinlemenizi teşvik edecek bu eğlenceli, ilham verici romanın tadını çıkarın.


Ben okurken gerçekten eğlendim. Üstelik kendimden de pek çok şey buldum. Ayrıca arka kapakta yazdığı gibi, insanı motive eden bir yönü de var. Okuduğuma değen, bana hoş vakit geçirten bir kitaptı. Önümüzdeki yıl daha çok kitap okuyabilmeyi dileyerek, sizlere de bol bol okumanızı öneriyorum... 

29 Aralık 2015 Salı

Yıldızlı Gece - Debbie Macomber


Merhabalar! Yeni yıla girmek üzereyken son bir hamleyle elimdeki kitapları bitirmeye çalışıyorum. İki kitap arka arkaya bitti. Yıldızlı Geceyi Debbie Macomber'in sayfasında görüyordum. Kapağı ilgimi çektiği için de Türkçe'ye çevrilmesini dört gözle bekledim. Sonunda okudum. Okuduğuma deydi mi?.. Okumasanız da bir şey kaybetmezsiniz bence. Debbie Macomber hayranı olarak, tüm kitaplarını okumaya çalışıyorum. Ama oldukça hafif bir kitaptı. Üstelik çok fazla basım hatası yapılmıştı. Daha önce bu kadarına rastlamamıştım. 

Kitabın konusuna gelecek olursak... Carrie çalıştığı gazetenin cemiyet sayfası için yazılar yazmaktadır. Ancak bu durumdan memnun değildir. O, daha dişe dokunur işlerin peşindedir. Bunu patronuyla paylaşınca, kendisine neredeyse imkansız bir görev verilir. Finn Dalton adında bir yazarla röportaj yapması gerekmektedir. Ancak adam Alaska'nın kırsalında bir yerlerde yaban hayatı yaşamaktadır. Kimse resmini görmemiştir. Tam olarak nerede yaşadığı da bilinmemektedir. Üstelik pek çok gazeteci O'nunla röportaj yapmaya çalışmış; ancak kimse başarılı olamamıştır. Çünkü Finn bulunmak istememektedir. Carrie işi kabul eder ve Finn'in peşine düşer. Finn'i bulduktan sonra ise işler iyice karışır...



ARKA KAPAK :

Aşk, davet beklemez...
Çalıştığı gazetedeki görevinden hiç memnun olmayan Carrie için
iki seçenek vardı. Ya doğup büyüdüğü yere, ailesinin yanına geri 
dönecek ya da kariyerinde farklı bir yol çizmek için 
fırsat arayacaktı.
Kendisine, kimsenin ulaşamadığı ve herkesin çok merak ettiği
çok satan yazar Finn ile röportaj yapması önerildiğinde bunu hiç
düşünmeden kabul eden Carrie, ne kadar zor bir seçimle karşı
karşıya kalacağını henüz bilmiyordu.
O güne kadar herkesten, özellikle kadınlardan uzak durmak
konusunda başarılı olan Finn ise, bu davetsiz misafirin hayatını
nasıl değiştireceğinden habersizdi.

Alaska'da geçen bölümleri okurken soğuğu gerçekten hissettim. O sıcacık sobanın başında oturup; elimde örgüm ya da kitabımla  çayımı, kahvemi yudumlamak istedim. Merak ettiğim bir kitaptı, fena da değildi. En azından içimde kalmadı :)) 

25 Aralık 2015 Cuma

Diyetten Sıkıldınız mı?



Merhabalar! Hani sağlıklı beslenmeye çalışıyorum ya... Hani kilolarımdan kurtulmaya çalışıyorum ya... Sayarak zayıflama yöntemini çok sevdim ben. Ayça Kaya'nın kitaplarını okuyarak, sayarak zayıflamaya çalışıyorum. Ama bunca kilo ve insülin direnciyle pek kolay olmuyor doğrusu. Zaman zaman çıkmaza girdiğim, motivasyonumun bozulduğu oluyor. Vermem gereken kiloyu duysanız dudağınız uçuklardı...  Ama yılmıyorum. Kendim için, kızım için bu kiloları vermem gerekiyor. 



Motivasyonum bozulduğunda bu tür yazılar ya da başarı hikayeleri kendimi toparlamamı sağlıyor. Bugün canım yaramazlık yapmak istedi. Kendimi şımartmak istedim. Ama zaten sayarak zayıflıyorum değil mi? Hiçbir şey yasak değil. Sadece porsiyon kontrolü yapmam yeterli. İşte ben de öyle yaptım...


Lor peynirli ekmek üzeri yaptım kendime. İki yemek kaşığı lor peynirinin içine bir yumurta kırdım. Bir tane kırmızı biber doğradım. Bazen dereotu, maydanoz veya yeşil biber de ekliyorum. Eğer mideniz sağlamsa, pul biber de ekleyebilirsiniz. Acı yemek metabolizmayı hızlandırır. Ben yağ koymuyorum. Kilo probleminiz yoksa, yağ da ekleyebilirsiniz. Sonra iki dilim tam buğday, kepek ya da çavdar ekmeğinin üzerine sürüp, fırına verin. Fırında pizza pişiyormuş gibi nefis kokular yayılıyor. Yanında bol domates, salatalık, yeşil biber ve yeşillikle birlikte tükettiğinizde oldukça tok tutan bir öğün oluyor. Ben genellikle öğlen öğününde tüketiyorum. Ama sabahları yaptığım da oluyor. O günkü ruh halime bağlı:))


Şimdi ne yediğimize bakalım. Hani sayarak besleniyoruz ya; ne yediğimizi bilmemiz önemli.

2 yemek kaşığı lor peyniri = 1 et
1 yumurta                           = 1 et 
1 kırmızı biber                    = Yağ koymadan pişen ya da çiğ sebzeleri saymıyoruz.Ama kırmızı biber biraz kalorili. O yüzden ölçüye dikkat etmek gerekir.                       
2 dilim çavdar ekmeği        = 2 ekmek hakkı.

Günlük yememiz gereken miktarlardan düşerek diğer öğünlerimizi ayarlayabiliriz. Böylece hem kaçamak yapmış gibi oluyoruz. Hem de sağlıklı ve kontrollü beslenmeye devam ediyoruz. Ben bunu yediğimde değişiklik yapmış oluyorum ve diyetime daha azimle devam ediyorum. Sıkılmamak için kontrollü alternatifler iyi geliyor. Denemek isteyenlere afiyet olsun.

23 Aralık 2015 Çarşamba

Köprü - Karen Kingsbury



Merhabalar! Ankara yine çok soğuk. Biraz kar yağsa fena olmayacak doğrusu :)) Kar görmeyi özledik sanırım. Bu aylarda okuduğum kitapları da, karda kışta geçen kitaplardan seçmeye çalışıyorum.

Köprü, Karen Kingsbury'nin okuduğum ilk kitabı. Elimde başka kitapları da var. Ama henüz onları okuma fırsatım olmadı. Bu soğuklarda, kışın geçen bir kitap sıcak bir fincan salep eşliğinde iyi gider diye düşündüm.


Köprü, ikinci şansların varlığını ve önemini anlatan bir kitap. Molly ve Ryan farklı dünyalara ait iki genç. İkisinin de ortak tutkusu müzik ve kitaplar. Yıllar önce müzik okumak için geldikleri şehirde tanışıp birbirlerine aşık olurlar. Ancak uzun süre birbirlerine dost numarası yaparlar. Çünkü ikisinin de geldikleri yerde çok farklı hayatları vardır. Şehirde Köprü adında güzel bir kitapçı bulurlar. Orası neredeyse ikinci evleri olur. Aslında pek çok insan için de burası aynı anlamı taşır. Kitapçının sahibi karı koca tüm müşterileriyle çok ilgilidir ve şöyle ya da böyle, çoğunun hayatına dokunmuşlardır. Ama Molly ve Ryan, Molly'nin babası yüzünden ayrılırlar. Geçen yedi yıl boyunca sık sık birbirlerini düşünseler de; bir daha haberleşmezler. İkisi de diğerinin evlenmiş olduğunu düşünür. (İşte gurur ve iletişimsizliğin kötü yanı).

Bu arada Köprü'nün bulunduğu yerde çok büyük bir sel felaketi olmuştur. Kitabevi bu felakette çok zarar görmüştür. Sahibi Charlie ve eşi Donna her türlü çareye başvurmuş, ama kitapçıyı yeniden açabilmek için gerekli olan parayı bulamamışlardır. Üstelik ödenmemiş kiraları da biriktiği için, dükkanı boşaltmaları gerekmektedir. Tüm bunların üzerine bir de Charlie kaza yapar ve komaya girer.

Bu olayı gazetede gören Ryan geri döner ve bir yardım kampanyası başlatır. Molly'nin de durumdan haberi olmuştur ve O da hemen yardıma koşar. Acaba Charlie iyileşebilecek midir? Ryan ve Molly'nin durumu ne olacaktır? Şehirde pek çok insana iyiliği dokunan Charlie'nin dükkanı kurtulacak mı? İşte bunları kitabı okuduğunuzda öğrenebilirsiniz :))

ARKA KAPAK :

Farklı dünyalardan iki genç yaşadıkları şehirlerden uzakta, müzik okumak için geldikleri üniversitede tanışır ve birbirlerine aşık olurlar. Aynı zamanda kitaplara ve okumaya da aşıktırlar. Her gün birlikte zaman geçirdikleri Köprü adındaki kitabevi onların gurbetteki evleri olur. Burası onlarla hayalleri arasında da köprü kurmaktadır. Ancak ait oldukları dünyalar onları birbirinden koparır.

Yıllar sonra yaşanan bir trajedi onları tekrar aynı yerde, Köprü'de birleştirir. Bu trajedi acaba onlara tanınan ikinci bir şans mıdır? 

Köprü bir mucizeyle tekrar ayağa kalkacak mıdır?

New York Times Bestseller Yazarı Karen Kingsbury, Şans'tan sonra bu kez de kayıp bir aşkı,doğal afetle yerle bir olan bir kitabevini ve bu kitabevinden yolu geçenlerin vefa duygusuyla bir araya gelmelerini anlattığı, yürekleri ısıtan bir hikaye ile okuyucularının karşısına çıkıyor.

Uzun kış gecelerinde okunabilecek hoş bir kitaptı. Hani, okurken iyi hissedeyim, güzel vakit geçireyim dediğiniz türden bir kitap... Sanırım yazarın diğer kitaplarını da severek okuyacağım. Şimdi gidip biraz örgü öreyim izninizle...

Görüşleriniz Benim İçin Değerlidir!

Zaman ayırıp, yorum yaptığınız için teşekkür ederim. Yorumlarınız onaylandıktan sonra görüntülenecektir. Reklam ve hakaret içeren yorumları yayınlamıyorum. Düşüncelerinizi bekliyorum...